İlginizi Çekebilir

1

KOVİD-19 HASTALARI YAŞADIKLARINI ANLATIYOR - "Sırtımdan sanki kanatlarım çıkacak gibi hissettim"

2

"Köpek memesi hastalığı"nda erken teşhis tedavi şansını artırıyor

3

Mersin Üniversitesi kalp yetersizliğinin erken tanısında yapay zeka teknolojisi kullanacak

4

Adana'da hekimler "Teletıp" uygulamasıyla hastalarına ulaşıyor

5

Gebelere tarama testlerini ruhsatlı merkezlerde yaptırmaları uyarısı

6

Eğitimde Dev Adım

7

Mersin'de kanser hastaları "Onko-Büs" hizmetiyle hastaneye götürülüyor

8

Hatay'da 60 yaş üzeri kişilere Kovid-19 aşısı yapılıyor

9

Antalya'da hastaneye başvuran kadının karnından 20 kilogramlık kitle çıkarıldı

10

KOVİD-19 HASTALARI YAŞADIKLARINI ANLATIYOR - "Halen yürümekte zorluk çekiyorum"



KOVİD-19 HASTALARI YAŞADIKLARINI ANLATIYOR - "Hayatımı kaybetme korkusu yaşadım"

KOVİD-19 HASTALARI YAŞADIKLARINI ANLATIYOR - "Hayatımı kaybetme korkusu yaşadım"

MERSİN (AA) - SERKAN AVCI - Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ilk gününden itibaren özveriyle çalışan ve bu süreçte yakalandıkları hastalığı yenerek görevlerinin başına dönen Dr. Yusuf Tolga Şanlı ve hemşire Ayşe Umul, hastalıkla mücadelede yaşadıklarını anlattı.

Radyasyon Onkolojisi Birim Sorumlusu Uzman Dr. Yusuf Tolga Şanlı, AA muhabirine, kentte ilk Kovid-19 vakasının görüldüğü günden bu yana salgına karşı tüm güçleriyle savaştıklarını söyledi.

PCR testinin pozitif çıktığı ilk anda yaşadığı duyguları aktaran Şanlı, "Kronik rahatsızlığım olmasından dolayı testimin pozitif çıktığını öğrendiğim anda başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Hayatımı kaybetme korkusu yaşadım. Sevdiklerime üzüldüm. 'Oğlum ne yapar, acaba ona da bulaştırdım mı?' diye bir şok ve korku oluştu." diye konuştu.

Şanlı, evinde geçirdiği 11 günlük tedavi sürecinde eşi ve çocuğundan ayrı kaldığını belirterek şöyle devam etti:

"Çocuğum telefonda görüntülü konuştuğumuzda 'Baba sen hasta değilsin, ne zaman iyileşeceksin?' şeklinde sorular soruyordu. Bir süre sonra 'Babam yalan söylüyor, gelmeyecek, beni istemiyor.' gibi tepkiler vermeye başladı. Bu durumu 3 yaşındaki çocuğa anlatamıyorsun. Beni en çok zorlayan şey buydu. Bu süreçte eşim ile çocuğumu özledim."

- "Herkesin özen göstermeye devam etmesi lazım"

Hastalığı yenerek görevinin başına döndüğünü dile getiren Şanlı, Sağlık Bakanlığınca toplumsal bağışıklığın kazanılması için uygulanan aşının, salgınla mücadele çok önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı.

Şanlı, aşıyla ilgili tereddüt yaşanmaması gerektiğine işaret ederek şunları kaydetti:

"Aşılarımızı vurulduk. Bu aşının çocukluğumuzdan beri vurulduğumuz herhangi bir aşıdan farkı yok. Herhangi bir etkisi de olmadı. Kafam artık çok rahat. Herkes elini taşın altına koymalı, kul hakkı yememek için bu işi ciddiye almalı. Salgın kesinlikle bitmiş değil. Daha iyiye gidiyoruz ama bu öyle bir düşman ki boş bulunduğumuzda bulaşıcılığının artması garanti. Herkesin özen göstermeye devam etmesi lazım."

- "Ailemle birlikte virüse karşı savaş verdik"

Yenidoğan Ünitesi Sorumlu Hemşiresi Ayşe Umul da eşinin evde geçirdiği karantina sürecinde hastalığa yakalandığını ifade etti.

Evde 2 çocuğuyla geçirdiği 10 günlük karantina döneminde yaşadığı zorluklara değinen Umul, şunları söyledi:

"Boğaz ağrım vardı. Çok belirgin bir sırt ağrısı yaşadım. Sabah uyandığımda iyi hissedip öğleden sonra bitkin ve halsizlikle hiçbir şey yapamayacak hale geliyordum. Birkaç kez kendimi balkona çıkarttım. Aldığım nefesin yetmediğini hissediyordum. Tat ve koku kaybım uzun bir süre gelmedi. O dönemde duyularımı kaybetme korkusu yaşadım. 'Acaba hiç gelmeyecek mi?' diye düşündüm."

Umul, yaşadığı zor günleri unutamadığını kaydederek şöyle konuştu:

"Ailemle virüse karşı savaş verdik. Hepimiz bundan etkilendik. Çocuklarım için çok endişe ettim. Eşim ve benim aynı anda hastalanmamız 'Bize bir şey olursa çocuklarıma ne olacak?' düşüncesini hissettirdi. Ölüm korkusu gelmişti. O an gerçekten çok kötü oluyorsunuz. O süreçle ilgili aklıma gelen ilk şey, çocuklarımın ateşlendiği dönemde onlara sarılamamak. Çocuğum benden bir şey bekliyordu ama onlara yaklaşamıyordum. Ayrıca yediğiniz bir lokmanın tadı ve kokusunu alamamak da gerçekten çok kötüydü."