• Cumartesi 24 ° / 15 ° Güneşli
  • Pazar 26 ° / 16 ° Bulutlu
  • Pazartesi 22 ° / 15 ° Fırtına

Öğretim Elemanı Alaiddin Koşar


2020 Sonrası Yeni Dünya Düzeni

Ne 2020 ama… Zaten dünyada bir şeyler değişiyordu, değişmek üzereydi. 2020 de yangına körükle gitti vesselam…


Ne 2020 ama… Zaten dünyada bir şeyler değişiyordu, değişmek üzereydi. 2020 de yangına körükle gitti vesselam…

Bir yıldır dünya gündeminde olan koronavirüs salgını ülkelerin ekonomilerini küçülttü ve küçültmeye de devam ediyor. Aşı bulundu, bazı ülkeler aşıları yapmaya başladı ama bu virüs ortadan kalkmadan ülke ekonomilerine rahat yok.

Geçmişte yaşanan ekonomik krizler de kısa vadeli olmamış ve pek çok ülkeyi derinden etkilemiştir. 1929’da ABD’deki “Büyük Buhran” sadece ABD’yi değil ABD ile ihracatı, ithalatı ve pek çok ekonomik alanda ilişkisi olan ülkeleri de etkilemiştir. Yine 2008 yılında ABD’de “Mortgage” krizi ortaya çıkmıştır. Bu krizlerin ne olduğuna internet üzerinden kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Şu kesindir ki her iki kriz de sadece ABD’yi değil onlarca ülkeyi ve ülke vatandaşını etkilemiştir. Covid-19 salgın krizinin sadece çıktığı yer olan Çin’i etkilemeyip tüm dünyayı etkilediği gibi…

2010’lu yılların başında Mortgage krizinin de etkisiyle tüketiciler daha ucuz olan Çin mallarına yönelmiş ve Çin, kriz sonucu kârlı çıkmaya başlamış ve büyüme trendine girmiştir. Bunun sonucunda da dünyanın üretim merkezi konumuna gelmiştir. Hatta ucuz iş gücü ve düşük maliyetlerden dolayı Apple, Microsoft gibi ABD işletmeleri de Çin’de üretim yapmaya başlamıştır. Çin’in bu hızlı yükselişi ve üretim merkezi konumuna gelmesi ABD’nin ve Trump’ın hoşuna gitmemeye başlamıştır. 2018 yılında Trump, Çin’den gelen çelik ürünlerine ilişkin tarifeleri arttırmıştır. Bunun karşısında Çin sessiz kalır mı? Tabi ki hayır. Çin de karşılık verir ve ticaret savaşı başlar. Gümrük tarifeleri havada uçuşur ve binlerce işletme zarar görmeye başlar. Ürün fiyatları artar, tüketiciler zarar görmeye başlar. Bunun bir çözüm olmadığını anlayan ABD ve Çin anlaşma yaparlar ama ekonomik gerginlik sadece azalmıştır. Dolaylı savaş devam etmektedir.

Derken… 2020 yılında ortaya koronavirüs çıkar. Hem de Çin’de… Bunun üzerine ABD Ticaret Bakanı WilburRoss, Çin’in bu virüsten çok fazla etkileneceğini ve dolayısıyla Çin’de yapılan çoğu üretimin artık ABD’de yapılabileceğini ifade eder ya da öyle umar…Peki gerçekten böyle mi olur? Cevabı biliyorsunuz. Çin, virüsü kısa süre içinde kontrol altına almayı başarır ve şu an virüsün ekonomik darbesinden etkilenmeyen tek ülke konumuna gelir. ABD’de ise yanlış ekonomik ve siyasi kararlar sonucunda virüs kontrolden çıkar. 10 milyondan fazla insan işsiz kalır ve 350.000’e yakın insan yaşamını yitirir. ABD, bu virüsün Çin’i mahvedeceğini düşünürken kendisi çok büyük kayıplar verir. Ekonomik anlamda yükselişte olan Çin, virüsü fırsata çevirerek zirveye daha hızlı tırmanmaya başlar.

Dünya’nın en büyük ekonomisi olan ABD nasıl oldu da bir virüs ile başa çıkamadı peki? Eğer ülkenizdeki sağlık sistemi özel sektörün kontrolünde kârlılık ilkesi temeline dayalıysa, devlet kontrolü minimum ise bir virüs size büyük kayıplar yaşatabilir.

Peki Avrupa’da durum nasıl? Avrupa son birkaç yıl içinde ekonomik sarsıntılar zaten yaşamaktaydı. Bu virüs ise bu sarsıntının tuzu biberi oldu aslında. Avrupa ekonomisi ile ilgili bu sarsıntıları 02.12.2020 tarihli “32 Yıllık Dünya Ekonomisi” başlıklı yazımda detaylıca anlatmıştım. Oradan tekrar okuma şansınız olabilir. Avrupa’nın bu durumuna virüsün de eklenmesiyle iş siyasi olarak da karıştı tabi. Salgında Avrupa’da en büyük kayıpları veren ülkelerden biri olan İtalya, Avrupa Birliği’nden yardım istemişti. Ama İtalya’nın bu çağrıları duyulmadı. Aynı şekilde Sırbistan’ın da yardım istekleri cevapsız kaldı. Amacı birlik olan bu örgütlenmenin İtalya ve Sırbistan’a sessiz kalması bu iki ülkenin üst düzey yetkilileri tarafından sert bir şekilde eleştirildi. Birliğin peri masalı olduğunu bile ifade ettiler. Pekihem İtalya’ya hem Sırbistan’a kim yardım etti dersiniz? Türkiye ve Çin. Türkiye’nin salgını kontrol altında tutabilmesi, sağlık sektöründe özel kesim ve devletin ortak politika izlemesi; Çin’in kısa sürede toparlanması bu yardımların yapılmasında etkili oldu.

Aslında bu virüs ve ekonomik etkileri ile yazılacak onlarca sayfa yazı çıkabilir. Genel görüntüye bakacak olursak Çin hem ekonomik olarak hem de insani olarak itibarını arttırmış durumda. Türkiye, ekonomik olarak sarsılsa da pek çok ülkeye göre yine de iyi durumda. Bu salgın bittiğinde hangi ülke hangi konumda olur, siyasi dengeler nasıl değişir bekleyip göreceğiz. Şu an söyleyebileceğimiz tek şey Çin’in ekonomik ve siyasi itibarının zirvede olduğu, Türkiye’nin sarsıldığı ama ayakta durmayı başardığı, ABD’nin ekonomik ve insani olarak büyük kayıplar verdiği, Avrupa’nın büyük kayıplar vermesinin yanı sıra siyasi birlikteliğinin de yara aldığıdır.

Bu yazı vesilesi ile de 2021’in ülkemize ve milletimize güzellikler getirmesini diler, herkesin yeni yılını kutlarım.