• Cumartesi 13 ° / 6 ° Bulutlu
  • Pazar 14 ° / 8 ° Bulutlu
  • Pazartesi 15 ° / 9 ° Sağanak

Prof. Dr. Mustafa Fedai Çavuş


Algıları Ayarlama Enstitüsü

Algıları Ayarlama Enstitüsü


Cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden, şair ve yazar Ahmet Hamdi TANPINAR’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü isimli romanından biraz kopya çektik başlığı atarken.

Ne anlatılıyordu bu kitapta?

Eserlerinde gerçekçilik ve sosyal sorunlara odaklanan Tanpınar bu romanda da Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşanılan ve bugün de devam eden sorunları ele almış.

Aslında bu kitap her okunuşunda okunduğu zamanın sorunlarını, karmaşasını, insanın değişim karşısındaki çaresizliğini bulabileceğiniz bir eser.

*****

Kitabın kahramanları Hayri İrdal, Halit Ayarcı.

Dört bölümden oluşan roman aslında insan hayatının dört aşamasını anlatıyor belki de.

Büyük ümitler (çocukluk ve gençlik)

Küçük hakikatler (gerçeklerin farkına vardığımız yaşlar)

Sabaha doğru ( yeni bir başlangıç)

Her mevsimin bir sonu vardır diyerek hayatın son dönemlerini ele alıyor.

*****
Yaşam döngüsü içerisinde insanların şöhret ve para ile nasıl değiştiğini, insanların bir anda nasıl yüzlerine yeni maskeler takabileceğini gösteriyor romanın kahramanları aracılığıyla.

Bir yanda gelenekçi, önyargılı, içine kapalı Hayri İrdal’ın batılı değerleri sorgulayan ama benimseyen hayatında karşısına çıkan pragmatist Halit Ayarcı ile farklı bir döngü başlar.

Muhafazakar ve milli değerlere sahip, ecnebilere karşı olan Halit Ayarcı’ya göre, ne gariptir ki, hayatta her şey ayarlanabilir: saatler, insanlar, ilişkiler, dostluklar…

Halit Ayarcı yalanı yalan olmaktan çıkaran bir kişiliktir.
Halit Ayarcı kurduğu saatleri ayarlama enstitüsünün başına Hayri İrdal’ı getirir. İrdal, ne iş yapıldığını sorguladığında aldığı cevap çok manidardır.

“Dostum, işler bizden sonra dünyaya gelmişlerdir. İşleri onları görecek adamlar icat eder. Bizde bunu icat ettik. Herkes kendisine, tayin olunduğu vazifenin adından bir iş çıkaracak. Zaten kurulur kurulmaz bir tamimle bütün arkadaşlardan rica edeceğim bunu…Ve tabii onlar da yapacaklar. Boş durmayacaklar ya…”

Kısaca bu eser, insanların eski-yeni, doğu-batı arasındaki çaresizliğini, kurumların bozulmasını ironik bir şekilde anlatıyor.

****

Başlığı atarken algılarımızın nasıl hayatımızı etkilediğini anlatmayı düşünmüştüm.

Romanda geçen saat aslında insan ömrünü ifade ederken.

İyi ayarlanmış bir saat gibi bizim de hayatımızın bir anını bile zayi etmeye hakkımız yok.

Hayatımız başkalarının algı oyunlarına heba edilecek kadar değersiz değil.

Onun için zamanı doğru okumak ve anlamak zorundayız.

Televizyonlar, sosyal medya vs. hepsi algıları ayarlama enstitüsünün elemanları.

Saatlerce bunlardan gelen, yönlendirici bilgilere maruz kalıyoruz ve düşünmeyi bırakıyoruz.

Gerçeklerle yaşamak, gerçek bir hayat yaşamak, zamanı değerli ve anlamlı kılmak için;

Algıları ayarlama enstitüsünün çarklarından kurtulup, hayatımızda yeni bir başlangıç yapmalıyız.

****

Tanpınar’la başladık onunla bitirelim yazımızı….

Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında;

Yekpâre, geniş bir ânın parçalanmaz akışında.

Bir garip rüyâ rengiyle uyuşmuş gibi her şekil,

Rüzgârda uçan tüy bile benim kadar hafif değil.