• Pazar 17.6 ° / 14.5 ° kırık bulutlar
  • Pazartesi 20.3 ° / 12.4 ° kırık bulutlar
  • Salı 14.2 ° / 7 ° Light rain

Öğretim Elemanı Alaiddin Koşar


Aşı ve Zamana Karşı Yarış

Aşı ve Zamana Karşı Yarış


Değerli okurlar, daha önce aşı ile ilgili 2 adet yazı yazmıştım. Bu yazım 3. ve son yazım olacaktır. Bundan sonra aşı ile ilgili herhangi bir yazı yazmayı en azından şimdilik düşünmüyorum.

Sağlık Bakanlığı verilerine bakıldığında 18 yaş üzeri vatandaşlarımızın %33’ü aşılanmış. Oysa toplumsal bağışıklık için tıp profesörleri %80 oranında bir aşılama oranı olması gerektiğini belirtiyor.

Aşı karşıtı ya da kararsız olan kişiler için tekrardan aynı bilimsel ve uluslararası verileri burada tekrar yazmak istemiyorum. Diğer iki yazımda bunlar mevcuttur. Benim asıl dikkat çekmek istediğim nokta toplumsal bağışıklık için gerekli %80 aşılanma oranına en geç bu yıl sonuna kadar ulaşma gerekliliğimiz. Eğer bu yıl sonuna kadar bu orana ulaşamazsak şu ana kadar aşı vurulan herkesi tekrardan aşılamak gerekecek. Daha da vahimi aşılanma istenilen orana ulaşmadıkça farklı varyantların ortaya çıkma ihtimali artacak.

Şu anki aşı tedariğimizde sıkıntı yok. Toplumsal bağışıklığı kazanamazsak ve bir noktada aşıda tedarik sıkıntısı yaşarsak ne olacak düşündüznüz mü hiç? Şu ana kadar aşı vurulan herkes de aşı vurulmamış gibi olacak ve toplum olarak sıfırdan başlayacağız. Yerli aşımız gelecek diyenler olabilir. Evet 2022 yılı başlarında aşımızı kullanabileceğiz büyük ihtimal ama hatırlatırım ki aşımız Çin aşısı gibi inaktif bir aşı. Yani yeni varyantlara karşı koruma oranı şu anki gibi %85 90’larda olacak mı?

Farzedelim ki toplumsal bağışıklığa ulaşamadık. Biontech aşısında da tedarik sıkıntısı yaşamadık. Peki farklı bir varyanta karşı Biontech cevapsız kalırsa ne olacak düşündünüz mü? 2019 Mart ayına döneceğiz. Aynı süreçleri bir daha yaşamayı kim ister? Tekrardan yasaklar, kısıtlamalar, yeni bir aşı bekleme süreci vs.

Artık uzaktan eğitimi bitirip çocuklarımızın geleceği için aşı vurulup bu %80 orana bir an önce ulaşmamız lazım.

Artık maskelerden en azından açık alanlarda kurtulmak için aşı vurulup bu %80 orana bir an önce ulaşmamız lazım.

Her gün kapanan esnaflarımızı, iş yerlerimizi durdurabilmek için aşı vurulup bu %80 orana bir an önce ulaşmamız lazım.

Sevdiklerimize rahatça sarılıp, öpebilmek için aşı vurulup bu %80 orana bir an önce ulaşmamız lazım.

Tüm ulusal ve uluslararası çalışmalar mevcut aşıların etkili olduğunu, ciddi yan etkilerinin olmadığını göstermekte. Eğer bir aşının yan etkisi olacaksa bunun 2 ay içinde olabileceğini, sonrasında ortaya çıkmayacağını ünlü profesörler, devlet görevlileri söylüyor. Ancak virüse yakalanmanın yan etkisi çok daha fazladır. Bunu süreçte gördük. Dünya’da 4.5 milyona yakın insan öldü. Kimileri virüsü atlattı ama vücutlarında bazı kalıcı rahatsızlıklar meydana geldi.

Son olarak şunu belirtmek isterim: Aşı vurulan ve vurulması gerektiğini söyleyen tüm herkes somut verilerle konuşmakta ve söylemlerini ispatlamaktadır. Ancak aşı karşıtı olanlar sayısal ya da somut hiçbir veri ortaya koyamadan sadece karşıt, öfkeli, çelişkili ve bazen de yanlış ifadelerle konuşmaktadır. Emin olun ki aşı karşıtlığına dair bir sayısal veri ortaya konsa bu veri aşı karşıtları tarafından milyonlarca defa TV kanallarında, gazetelerde, sosyal medyada yer alırdı.

En sık olarak ve yanlış sorulan bir soru var: Aşı vurulunca yine virüse yakalanma ihtimaliz var ise, virüsü bulaştırma ihtimalimiz var ise niye aşı vuruluyoruz, neye yarar bu aşılar? CEVAP: ÖLMEMENİZ İÇİN… Evet ölmemeniz, yoğun bakımlarda sürünmemeniz, virüse yakalanıp vücudunuzda kalıcı hasarlara sebebiyet vermemek için.

Daha vahim zamanlar yaşamamak, geleceğe daha umutla bakabilmek için bir an önce aşılarımızı vurulmamız lazım. Umarım 8-10 ay sonra bu yazımı ortaya çıkarıp ben demiştim demek durumunda kalmam.