• Cumartesi 14.4 ° / 9.6 ° Moderate rain
  • Pazar 13.6 ° / 10.8 ° kırık bulutlar
  • Pazartesi 16.7 ° / 13.4 ° Dağınık bulutlar

Fatma Zengin


Çizilmiş Çocukluk

Zaman, sanki bir nehir edasıyla akıp gidiyordu. Kendimizi bu akışa öyle bir kaptırdık ki bazen insan olduğumuzu bile unutur hale geldik.


 

Zaman, sanki bir nehir edasıyla akıp gidiyordu. Kendimizi bu akışa öyle bir kaptırdık ki bazen insan olduğumuzu bile unutur hale geldik. Kimi zaman da o akıntıya karşı koyamayıp pes ettik ve kendimizi akıntının vicdanına bıraktık. Her geçen gün bizden birçok şeyi de beraberinde götürdü.

Bazılarımız çocukluğunu bile yaşayamadan büyümek zorunda kaldı, bazılarımız da geçim sıkıntısı, ailevi baskı, küçük yaşta evlilikler ve birçok etmenle karşı karşıya kalarak çocuk kelimesinin üzerine bir çizgi çekti adeta. Küçük yaşta ” hayat” olarak adlandırılan bir yük sırtlarına yapışmış ve büyük bir zorlukla bu yükün altından kalkmaya çalışan o minicik bedenlerden bahsediyorum...Hani sol taraflarında her daim nedenini bilmedikleri bir yara olanlar. Nereye giderlerse gitsinler, nelere sahip olurlarsa olsunlar bir türlü geçmek bilmeyen bir yara. Gözleri her boşluğa daldığında derince iç çektiren bir yara...Odakları genellikle hayatın onlara zorla kazandırdığı o kimliklere uygun davranmaktı.

Neredeyse kendilerine bile zaman ayıramazdı bu insanlar. İşçiyse ekmeğini, anneyse ev işlerini- çocuklarını ve kocasını vb. ön planda tutardı her zaman. Tıpkı bir robot gibi, İnsani duygularına gem vurulmuş sadece başkalarını memnun etmeye çalışan, sürekli emir alan, kendi istek ve arzularına göre hareket edemeyen, nefes alan bir robot... Bu insanların karşılıksız sevilmeye, sanki ufak bir çocukmuşçasına başlarının okşanmasına, nazlanmaya, kalplerini ısıtacak cümleler duymaya ve değerli olduklarını hissetmeye o kadar ihtiyaçları vardı ki. Hissedemedikleri takdirde bazen bir çocuğun gülümsemesinde farkına varacaklardı bu boşluğun, bazen çalan bir şarkının nakaratında veya okudukları bir kitabın herhangi bir yerinde bir cümle çıkacaktı karşılarına ve onca yıl kabuk bağlayan yaraları tekrardan kanamaya başlayacaktı.

Ne olursa olsun, kaç yaşına gelirsek gelelim bir tarafımız aslında hep çocuk kalacaktı.