• Cumartesi 12 ° / 7 ° Rüzgarlı
  • Pazar 16 ° / 10 ° Rüzgarlı
  • Pazartesi 14 ° / 8 ° Parçalı bulutlu

Hilmi İsili


Düziçi Neden Gelişemiyor? (2)

Düziçi’nin bir köyünde bir muhtar ömrünün sonuna doğru oğullarını toplayıp onlara tavsiyeler verir. Der ki: “Evlatlarım, köylünün bir dediğini iki etmeyin, onların Yeniköy’de bir işi mi oldu,


Düziçi’nin bir köyünde bir muhtar ömrünün sonuna doğru oğullarını toplayıp onlara tavsiyeler verir. Der ki: “Evlatlarım, köylünün bir dediğini iki etmeyin, onların Yeniköy’de bir işi mi oldu, köylüyü yormayın siz gidin halledin. Devlet dairesindeki her işine koşun. Köylü devletle tanışmasın ki bir ihtiyacı olduğunda sizi bilsin, sizi saysın, sizi devlet olarak görsün. “ Bu hikâye ilçenin neden gelişemediğinin en temel ipuçlarından birini veriyor bize. Yıllarca bizi yönetenler ilçe büyümesin de vatandaş bize muhtaç olsun diye ne fabrika açtırdılar ne askeriye ne de üniversite. Birçok yatırımcı geldiği gibi ilçeden gitti. Bir çok proje kanlı geçitten öteye gidemedi. Yılarca seçimlerde kimin kazanacağını belirleyen en temel şeylerden biri yapılan hizmet ya da projeler olmadı. Para oldu. İş vadi oldu. Eski bir hikayedir; A partisinden birileri seçimden önceki gece bir mahallede evin birine girip zarf bırakır ve zarfı alan da yemin billah edip oyunu vereceğini söyler. A partisindekiler adamın sözüne güvenmez, sokağın başında soteye yatıp beklerler. Bir süre sonra B partisinden birileri gelir, onlar da adama bir zarf bırakıp söz ve yemin alırlar. Aradan bir süre daha geçer ve C partisinden birileri gelip kapıyı çalar, zarf verilir söz ve yemin alınır. Adam 3 partiye de oyunu satar. “Vay şerefsiz hepimizi kandırdı” diye dert yanar bir partili. Ama kimse demez ki bu adamı bu hale kim getirdi. Parayı vermeye alıştıran değil de neden alan suçlu oldu? İlçede kimse çalışmayan hizmet etmeyen siyasilere hesap soramadı. Oy verenlerin çoğu menfaat için ya da hısım akraba olduğu için oy verdi ve bu yüzden hesap sormadılar, kalanlar da azınlık olduğu için hesap soramadı. Bir gün evinin yanındaki yolun sorunu halletmek için başkana çıkan adam sorunu halletmeyen başkana biz size hizmet edin diye oy verdik der. Başkan hiddetle kükrer: “İki oyun mu hesabını soruyorsun sen bana?” Birilerinin oğluna hastanede iş, belediyede makam ya da memurlukta torpil için 20-30 oy, encümenlik vererek, ya da başka çıkarlar için kabineler aşiretlerin yüzlerce oyun alınırken, kenarda köşede kalan biri 2 oy için hizmet isteyebilir mi? Ya da oyunu satan biri hizmet isteyebilir mi? Ne zaman biri devrildiyse bilin ki menfaat bittiği içindir. İnanmayanlar 40 bin nüfuslu bir ilçede adayların ne kadar para harcadığına bir baksın. Yani biz hizmet için gelmeyen insanlardan hizmet beklediğimiz için bir arşın ilerleyemedik. Ve bu sadece şimdinin sorunu değil belki 50 yıldır bu böyle. Bir fıkra vardır: cehennemde günahkarların yanması için koca koca kazanlar yapılıp insanlar içlerine atılmış ve her birinin başına bir zebani konmuş. Zebanilerin ellerinde uzun bir değnek kim kazandan çıkmaya çalışsa kafasına bastırıp aşağı düşürüyormuş. Bir kazanın başında zebani yokmuş. Demişler ki bu kazanda neden zebani yok, kimse yanmamak için kaçmıyor mu? Yok demişler , oradan da kaçmaya çalışan var da zebaniye ihtiyaç yok. Yukarıya tırmananı bir başkası ayağından tutup aşağıya çekiyor. O kazan hangi şehrin kazanıymış tahmin edin. . . Zamanın behrinde Ankara’da Kadirlili bir bürokrat varmış. Bu kişinin tayini başka bir ile çıkınca iktidar partisinden Kadrlili bir vekil, yahu bu adamı salmayalım yerinde kalsın, demiş. Danışmanları demişler ki, “Vekilim o adam bizim partiyi sevmez.” Vekil, olmaz, demiş; o adam orda kalmalı, o giderse yerine Yozgatlı gelir, tokatlı gelir ama Kadirlili gelmez. İşte Kadirli’de olan ama Düziçi’nde olmayan ve Kadirli’yi ilerleten, Düziçi’ni yerinde saydıran şey tam da bu birlik ve beraberliğin onlarda olup bizde olmamasıdır. Neden gelişemediğimizin, ilerleyemediğimizin başka bir sebebi de yükselen birini hemen aşağıya çekmeye çalışmamızdır. Yıllardır ne işlerimizi halleden Ankara’da bir bürokratımız oldu ne de bir vekilimiz. Şans eseri bir tane oldu ama devamı hiç gelmedi. Kadirli hizmete doyarken bizim çektiğimiz açlığın sebeplerinden biri de budur. Biz bu dönem sıfır vekille mecliste temsil edilirken Kadirli’nin kaç vekili var 2 mi 3 mü? Ankara’da kaç Bürokratı var, sayısını bilen var mı? Birlik ve beraberlik denen şey çoktan Düziçini terk ettti. Kendi partindense her yanlışa eyvallah, değilse doğruların da bir anlamı yok. Düziçi insanların birbirinin üzerine çıkarak yükselmeye çalıştığı yükselenlerinde ayaklarından tutulup çekildiği bir kazandır. Bu yüzden de yükselemez, kendi cehenneminden kurtulamaz. . .