• Pazartesi 22 ° / 15 ° Fırtına
  • Salı 27 ° / 16 ° Güneşli
  • Çarşamba 23 ° / 15 ° Güneşli

Öğretim Elemanı Alaiddin Koşar


Ön Yargı Hastalığı

Ön Yargı Hastalığı


Değerli okurlar, ön yargı hastalığı tıp literatüründe olmasa da böyle bir hastalığın varlığı ve yaygınlığı neredeyse kimse tarafından inkâr edilemez.

Hepimiz bugüne kadar bazı insanlara, gruplara, konulara karşı ön yargılı olmuşuzdur ve çoğunlukla da ön yargımızda hatalı olduğumuzu sonradan anlamışızdır. Doğru ve haklı ön yargılarımız da mutlaka vardır ve olacaktır. Ancak istisnalar kaideyi bozmaz. İnsanoğlu genelde gerçekleri öğrendiğinde ön yargısında hatalı olduğunu anlar ve bu süreçte yaptığı hataların ya da verdiği kayıpların bedelini düşünmeye başlar.

Bazı bedeller ödememek, hatalar yapmamak, sevdiklerimizi kırmamak için ön yargı hastalığından mutlaka kurtulmamız gerekir. Karşı tarafı mutlaka dinlemeliyiz. Haksızlığına inansak bile onu dinledikten sonra yine haksız olduğuna inanma şansımız var. Ama dinlemeden haklı olduğuna kanaat getirme şansımız hiç yoktur. Eğer haksız olan biz isek ve ön yargımızda yanılıyorsak bu ön yargı hastalığının bedelini yine bu hastalığa tutulan bizler ödemek zorunda kalırız.

Bu durumu açıklayan güzel bir hikâye paylaşarak yazımı sonlandırmak istiyorum. Buyurun okuyalım…

Tren raylarının yakınındaki müstakil bir gecekonduda yeni evli bir çift oturmaktadır. Kadın ev hanımı, adam da kamyon şoförüdür. Akşam kocasına sürpriz yapmak isteyen kadın, yatak odasına bir eşya dolabı alır. Elemanlar gelip dolabı kurar ve giderler. Derken bir tren geçer ve dolap yıkılır. Kadın hemen telefona sarılır. Dolabı aldığı firmanın müdürünü arar ve sinirli bir şekilde olanları anlatır. Müdür özür diler ve çırakları değil ustabaşını hemen göndereceğini, kurduktan sonra test ettireceğini söyler ve bir daha böyle bir durumla karşılaşmayacağı konusunda kadını ikna eder. Ustabaşı derhal kadının evine gider. Dolabı kurar ve kadına dönerek der ki: “Ben şimdi trenin geçme vaktinde dolabın içine gireceğim ve yıkılma olayının nereden başladığını tespit edip ona göre önlem alacağım ve bir daha böyle bir sıkıntı olmayacak.” Kadın, saatine bakar ve beş dakika içinde trenin her an geçebileceğini söyler. Adam dolaba girerken hava sıcak olduğu için gömleğini çıkarır, eline alır ve ardından da dolaba girip kapısını kapatıp trenin geçmesini beklemeye başlar. İşte tam o anda kadının kocası arıza yapan kamyonunu tamirciye bırakmış ve sinirli bir şekilde eve gelmiştir. Adam evin kapısını açar, içeri girer ve kapıyı çarptıktan sonra yabancı ayakkabıları fark eder. Bu arada kapının çarpma sesini duyan ve kocasının kesinlikle o saatte eve gelmeyeceğini düşünen kadın gelenin kim olduğunu anlamak için biraz da heyecanlı bir şekilde hemen salona koşar. Karısını gören sinirli adam ‘sen niye telaşlısın, kapıdaki ayakkabılar kimin?’ diye karısına sorar ve sorusu bitmeden yatak odasına yönelmiştir zaten. Kadın açıklama yapmaya fırsat bulamadan adam dolabı görür ve o sinirle dolabın kapısını açar. Dolabın içinde bir elinde gömlek olan atletli ustabaşıyla burun buruna gelince sinirli bir şekilde bağırır: “Sen kimsin, burada ne arıyorsun?” Ustabaşı şoktadır ve o haliyle cevap verir: “Ağabey tren bekliyorum diyeceğim ama inanmayacaksın, ben sana ne diyeyim şimdi.”

Şimdi değerli okurlar, ustabaşı masum olmasına rağmen suçlu durumda kaldı ve kadının kocasının onun tren beklediğine inanması hiç kolay değil. Sakince dinlerse inandırılabilir. Ya ön yargı hastalığı varsa? Cevap sizlerde gizli…

GÜNÜN SÖZÜ

ÖN YARGILARI KIRMAK ATOMU PARÇALAMAKTAN DAHA ZORDUR (EINSTEIN)