• Pazartesi 22 ° / 15 ° Fırtına
  • Salı 27 ° / 16 ° Güneşli
  • Çarşamba 23 ° / 15 ° Güneşli

Öğretim Elemanı Alaiddin Koşar


Özel Sektör Ve Üniversiteli İşsizler

Merhaba sevgili okurlar. Bir önceki yazımda üniversiteli işsizleri kamu bağlamında ele almıştım.


Merhaba sevgili okurlar. Bir önceki yazımda üniversiteli işsizleri kamu bağlamında ele almıştım. Bu yazımda ise özel sektör bağlamında anlatmaya çalışacağım.

Önceki yazımda gerek kamuya personel seçerken yapılan sınavların içeriğindeki yanlışlardan ve bunlara getirdiğim çözüm önerilerden gerekse sınav dışı faktörlerde yapılabilecek iyileştirmelerden bahsetmiştim. Tüm bunların sonucunda üniversiteli işsizlerin oranının 4-5 sene içerisinde yarı yarıya düşebileceğini belirtmiştim.

Kamu sektörü dışında özel sektörde ne gibi önlemler ya da iyileştirmeler yapılarak üniversiteli işsizlerin oranı azaltılabilir acaba?

İlk olarak değinmek istediğim konu “iş zenginleştirme” kavramı. Bu kavram, bir çalışana maaşı sabit kalarak rutin olarak yaptığı görevlerin yanında ek görevler vermek anlamına gelmektedir. Özel sektörde çalışanlar ve hatta buna maruz kalanlar da biliyordur bu kavramı. Bunu bilmeyenler için örnek verelim. Mesela A kişisi bir otelin resepsiyonisti olarak otele gelen kişilerin kaydını tutmak ve onları karşılamakla görevlidir. Ancak bir süre sonra bu çalışana maaşında bir artış sağlamadan ek olarak müşterileri odalarına kadar götürmesi ve tanıtım yapması istenmektedir. Maaş sabit kalmak kaydıyla bu durum çalışana ek bir yük daha getirmektedir. Yani kişi, işe başladığı zamandaki görev tanımı dışında ek iş de yapmaya başlamıştır. Bu durum hem bu kişinin belirli bir zaman sonra bu yükü kaldıramayarak istifa etmesine yol açabilir hem de iş zenginleştirme yolu ile verilen ek görevin başka bir çalışanın işe alınarak yapılmasına engel olur. Her iki durumda da görüleceği üzere bir işsizlik ortaya çıkmaktadır. Bunun çözümü nedir diye soracak olursak iş zenginleştirmenin mümkün olduğunca yapılmaması bunun yerine bu işi yapabilecek başka bir personelin işe alınmasıdır. Bu durum işletmeye aylık ek bir masraf çıkaracaktır belki ama unutulmamalıdır ki güler yüzlü, işini severek yapan bir personelin yaratacağı müşteri tatmini, maddi unsurlardan çok daha fazla getiri sağlar.

Özel sektörde dikkat edilmesi gereken ikinci konu ise mesai saatleridir. Bilindiği üzere kamu sektörüne göre 1 gün daha fazla çalışılmakta (bazı istisnalar olmakla birlikte) ve çalışılan günlerde çalışma saatleri kamuya göre daha fazla olmaktadır. Bu durum işverenler açısından iyi gibi görünmektedir ancak çalışanlar için aynısını söylemek mümkün değildir. Her çalışanın belirli bir limiti vardır ve o limiti aşınca ya etkinliği ya da verimliliği düşer. Bir çalışanın sabah 10’daki performansı ile akşam 5’ten sonraki performansının aynı olmasını beklemek çok iyimser bir yaklaşım olur. Bir de hafta sonu çalışma konusu var. Hafta sonu çalışmak kimsenin isteyeceği bir durum değildir ancak zorunluluktan, işsizlikten dolayı çalışan kişi sayısı oldukça fazladır diye tahmin ediyorum. Çevremde konuştuğum öğrencilerim ve bazı kişiler özel sektörün ağır şartlarından dolayı kamuyu tercih ediyor. Oradaki yığılma fazla olunca bu kez yine işsizlik durumu ortaya çıkıyor. Oysaki özel sektörün çalışma şartları (mesai gün ve saatleri açısından) kamu ile eşitlenirse o zaman kamu ve özel sektörün tercih edilme oranı nispeten birbirine yaklaşacaktır. Bu da işsizlik oranında belki az belki çok ama mutlaka bir düşüş meydana getirecektir. Özel sektör işverenleri, çalışanlarını illa ki hafta sonu da çalıştırmak istiyorsa en azından evde yapabilecekleri işler verebilir. Bu durumun iki tarafı (işveren ve çalışan) da mutlu edeceği kanaatindeyim. Unutulmamalıdır ki bir kişiyi çok çalıştırarak değil, verimli çalıştırarak fayda sağlayabilirsiniz.