• Cumartesi 24 ° / 15 ° Güneşli
  • Pazar 26 ° / 16 ° Bulutlu
  • Pazartesi 22 ° / 15 ° Fırtına

Fatma Zengin


Türkiye’ de Yaşamak

Birkaç gün önce sosyal medyada bir yazı gördüm. Yazıda diyordu.


Birkaç gün önce sosyal medyada bir yazı gördüm. Yazıda diyordu ki: “ Ülkenin gençleri geleceğe nasıl bakar? Bu ülkede kalıp yaşamak ister mi?” Türkiye’de 18-29 yaş grubu arasında yapılan araştırmalara göre, gençlerin %76’sı iyi bir hayat standartlarına sahip olabilmek için yurt dışında yaşamak istiyor. Diğer ülkelere oranla ülkemizde gençlere tanınan imkanlar aşırı derecede kısıtlı. Bundan dolayı gençler gelecekten pek umutlu değil ve yurt dışında yaşamayı bir nevi kurtuluş olarak görüyorlar. Sadece şikayetçi olan gençler değil aslında..

Çevremde ufak çaplı da olsam bir araştırma yaptım ve en çok şikayet edilen 3 konu seçtim. İlk olarak Corana virüsü’nün mutasyona uğraması ve kısa bir süre içerisinde ülkemizde de görülmesi konusunda çok fazla şikayet aldım. Bunun nedeninin ekonomiye her şeyden daha fazla önem veren devlet olduğunu söylediler. Bildiğiniz gibi ciddi bir tehditle karşı karşıyayız ( Covid- 19) bu durumda gerekli tedbirleri almalı ve mümkün olduğunca temastan kaçınmalıyız. Sokaklardaki hareketi minimum düzeye indirmeliyiz. Ama sadece vatandaşları içeri kapatarak değil, ülkeye turist de almayarak! Turistler ülkemiz için büyük bir rant kaynağıdır ama sağlık her şeyden önemliyse, sağlığımız için bu ekonomik çıkar göz ardı edilebilir mahiyette olmalıdır. Yine bu turist konusundan devam edeceğim. Üniversiteler yaklaşık 10 aydır kapalı ve uzaktan eğitim yoluyla dersler işleniyor. Her çocuk aynı imkanlara sahip olarak dünyaya gelmiyor ne yazık ki. Kimi öğrencinin yaşadığı yerde (köy, mahalle vs.) internet erişimi yok, kimileri bilgisayarı olmadığı için ufacık bir ekrandan derslerini takip etmeye çalışıyor, aile içinde huzurlu bir alana sahip olmayan mı dersiniz, nasıl olsa uzaktan diyerek çocuklarını zorla işe gönderen mi dersiniz, bunun gibi birçok sorunla karşı karşıya kalıyorlar. Diğer ülkeler de okulları kapatarak eğitime ara vermek en son çare olarak görülürken; ülkemizde eğitim ilk feda edilen alan olarak ön plana çıkıyor. Üzücü olan kısım da şu, 10 aydır kimse üniversiteleri açmak için bir çaba göstermiyor; üniversite öğrencileri dışında...

        Haberlerde görüyoruz “Kış turizmi için bu yıl ki hedef 10 milyon turist!” soruyorum bu ülkeye gelen turistler virüs taşımıyor; yalnızca Türkiye’ de yaşayan insanlar mı virüs taşıyor!? 10 milyon turist gelecek bir sıkıntı olmayacak, 8 milyon üniversite öğrencisi okuluna gidince ortalık virüsten kırılacak öyle mi? Umuyorum eğitime verilmesi gereken önemin bir an önce farkına varır ve eğitime hak ettiği değeri bir an önce verirler. Bir diğer mevzu Asgari ücret, asgari ücretin artmasıyla birlikte; birçok zam da beraberinde geldi. Günümüz şartlarına bakarsak temel ihtiyaçlarımıza bile kıt kanaat yetiyor durumda. Halkımız geçim sıkıntısı çekiyor. Diyanet ise çıkmış “Fakirliğe şükredin!” fetvası veriyor. Hak etmeyen insanlar hayat yaşarken; insanlarımız bir kuru ekmeğe muhtaç ediliyor. Kimse gelip de yok şükredin, yok sabredin deme hakkına sahip değil! Diğer ülkelere kıyasla baktığımızda vatandaşımıza yapılan haksızlığı bariz bir şekilde görebiliriz. Bir ülkeyi en iyi şekilde yönetmek; kendi refahından önce, halkının refahını ve yaşam standartlarını yükseltmeye olur. Halktan alınan vergilerin halka yararı ne zaman dokunacak gerçekten merakla bekliyoruz. Artık biraz da halkımızın çıkarlarını ön planda tutmanın zamanı gelmedi mi? Eğer ülkenin vatandaşları yaşadığı ülkeyi bırakıp başka ülkelerde yaşamak istiyorsa, başka bir ülkeden iyi bir gelecek bekliyorsa ve özgürlüğü başka ülkelerde arıyorsa burada sorgulanması gerekenler: Bu Ülkedeki Adalet ve Siyasetçilerden Başka Bir Şey Değildir.!