Tarih: 25.10.2016 06:01

?Küreselleşme ve İslam!?

Facebook Twitter Linked-in

Konya Türk Ocağında konferans veren Türk Ocakları Çorum Şube başkanı (İlahiyatçı) Doç Dr. Hilmi DEMİR Küreselleşme ve İslam üst başlığı altında Cemaat Kimliğinin Yükselişi kavramını anlattı. Hilmi Demir konuşmasına ?cemaat kimlikleri niçin bu kadar önemli oldu, cemaat deyince neyi anlamamız gerekir, cemaat deyince neyi kastediyoruz?? sorularıyla başladı. Cemaat deyince birçoğumuzun aklına dini cemaatler gelmesine rağmen kimlik bazındaki cemaat tartışmalarının yalnızca dini cemaatleri içermediğini açıklayarak cemaatleşmenin öneminin küreselleşme ile çok yakından ilişkisi olmasından kaynaklandığını anlattı. 1990 dan sonra dünyanın aldığı şekil ,ulus devletlerin zayıflaması ile birlikte cemaat olgusunun hızlı bir şekilde gündemimize taşındığını anlatan Demir Ulus Devletlerin etkinliklerini kaybetmesiyle birlikte insanların sığınmak için kendi kimliklerini varlıklarını ifade etmek için gruplaşma cemaatleşme ihtiyacı duyduğunun kabul gördüğünü anlatarak bu gruplardan örnekler verdi. Soğuk savaşın bitip iki kutuplu dünyanın sona ermesiyle birlikte dünyanın daha güvenli olacağının sanıldığını söyleyen Demir daha sonra yaşanan Irak savaşlarının Bosna savaşının, Afganistan, Pakistan Sudan ve diğer Afrika ülkelerindeki savaşlarının dünyanın aksine daha güvensiz olduğunu kanıtladığını söyledi. Tek kutuplu bir dünya ile sınırların gittikçe belirsizleşmesine rağmen aynı sınırlar içerisinde gittikçe artan sayıda grubun kimlik kazandığı bir yeni yüzyılı ifade ettiğini söyleyen Demir cemaatleşme veya gruplaşmanın küreselleşme ile yakından ilgili olduğunu anlattı. Alt kimlikler, üst kimlikler, yöresel kimlikler, etnik özellikler derken dünyada ulus, devlet, millet bilincinin erozyona uğradığını, millet bilinci erozyona uğradıkça da onun yerine grup kimliklerinin öne çıktığını açıkladı.Cemaat kavramının niye sadece dini cemaatler olarak anlaşılmaması gerektiğini dinin geçmiş yüzyıllara göre daha fazla önem kazanmasının gözlemlenmesine rağmen dünyanın daha dindar olmadığını, aksine dindarlıkla bir arada olması mümkün olmayan kavramların ve davranış kalıplarının giderek daha fazla görüldüğünü, adalet eşitlik insani değerlerin azaldığını şiddetin ahlaki yozlaşmanın güvensizliğin arttığını anlattı. Dindarlığın ölçüsünün olmadığını bunun ölçülemediğini ama davranışların ölçümlenildiğini ve gözlemlenildiğini söyleyen Demir dindarlık görünümünün arttığını ama her şeyin göründüğü gibi olmadığının dini ve ahlaki değerlerin artmasıyla dolan yerde onun karşıtı olan diğer değerlerin azalması gerekirken öyle olmadığını gözlemlemekteyiz dedi. Mevlana?dan örnek veren Demir bütün dünyada Mevlana konusuna merak duyulmasına rağmen Irakta milyonu aşan insanın öldürülmesi, çocuklara tecavüz edilmesinin önlenemediğini Mevlana okuyan batının bunları göz ardı edebildiğini anlattı. Hem Mevlana okuyup hem bunlara göz yummanın mümkün olmadığını söyleyen Demir Batının Mevlana?yı anlamadan ancak folklorik değeri olduğu için okuduğunu bundan anlayabiliriz dedi. Dini değerler yeniden yeryüzüne çıkarken kapitalizmle eklemlenmiştir diyen Demir bir dini gösterim dünyasıyla karşı karşıya olduğumuzu söyledi. Ramazanlarda yapılan kameralı yardım girişimlerinin buna iyi bir örnek olduğunu anlatarak dinin içinin boşaltılarak yalnızca bir form olarak geri döndüğünü söyleyen Demir içi boşaltılan kavramların intikam aldığını söyledi. Dinin değil dini kimliklerin yeryüzüne dönmesinin ahlâken küreselleşmenin bütün boyutlarına teslim olunması sonucunda ortaya çıktığını anlatan Demir ahlaken ve iman anlamında bağlanılan din yerine küresel kapitalist pazarın ihtiyaç duyduğu dindarlık formlarının yani cemaatlerin döndüğünü söyledi. Dini değerlerin yükseldiği söylenen günümüzde Ecyat Kalesinin yıkılarak yerine Zemzem Tover yapıldığını ve pazarlamasının da bize yaptırıldığını, bu rezidansları pazarlarken Gazze?deki çocuklar için üzülüp kampanya düzenleyenler sadece yalan söylemektedirler diyen Demir bunun izah edilemeyeceğini anlattı. Aynı Zemzem Tover benzeri binaların ülkemizde de Konya?da da yapıldığını aslında inşa edilenin bina değil grup kimliği olduğunu, kapitalist burjuva İslam?ı yaratıldığını ve bunun kimliğinin inşa edildiğini ve bunun bağımsız bir süreç olmadığını küreselleşmeden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi.?Ülkemize cemaat ve grup kimliklerinin tanınması gerektiğini, batıda öyle yapıldığı söylenilip dayatılırken, batıda grup ve birey kimliğinin liberalizme karşı savunulduğu oysa ülkemizde aynı kimliklerin milli devlete ve ulus kimliğine karşı savunulduğu göz ardı edildi? diyen Demir bunun ?Türkiye?de olup biteni örtbas etme çabası? olduğunu söyledi.Daha sonra Cemaatler ve Osmanlı konusunda da konuşan Hilmi Demir Osmanlı devletinin cemaatlere izin verdiğini, bazen yardım ettiğini destek verdiğini fakat çok sıkı bir şekilde kontrol ettiğini söyledi. Hilmi Demir gerektiğinde devletin tarikat şeyhlerini tarikatın başından aldığını ve sürgüne gönderdiğini anlattı. Balkanlarda Müslüman olmakla Türk olmanın aynı şey olduğunu söyleyen Demir İslamiyet?i seçenlerin ırk olarak Türk olmasa bile kendilerini Türk olarak tarif ettiklerini anlatarak bunu kullananların yalnızca kültürel bir mensubiyeti ifade ettiklerini ırkî veya dini bir kimlik anlamadığımızı açıkladı. ?Günümüzde ülkemizde Türk demenin etnisiteye vurgu olduğunu söyleyerek Müslüman kimlikleri de Türk kimliğinin içinden çıkararak ayrı bir cemaat kimliği olarak bize dayattıklarını, böylece millet ruhunu ve millet bilincini zayıflattıklarını aynı zamanda dini inançlarımızı kapitalizme taşıyarak dinimizin içini boşalttıklarını söyleyen Demir ?bizim bunları yeniden inşa etmemiz gerektiğini? söyledi. ?Millet bilincini Türklük bilincini Türk milliyetçiliğini yeniden inşa etmemiz gerektiğini? söyleyen Hilmi Demir ?bunu Türk milliyetçiliğinin ne kadar kuşatıcı olduğunu, temel değerlerin Türk milliyetçiliği içinde nasıl mündemiç olduğunu anlatarak yapmak zorundayız? dedi. Doç. Dr. Hilmi DEMİR, ?ancak bunu yaparsak cemaat kimlikleri, grup kimlikleri zayıflar ve yerini milli kimlik alır, Türk milliyetçiliği ve kimliği azaldıkça cemaat ruhu ve kimliği yükselişe geçer? dedi. Kuruluşta olduğu gibi şimdi de Türklük ruhunu bilincini irfanını örfünü onun dini geleneklerini canlandıracak gücün Türk Ocaklarında ve Türk Ocaklılarda olduğunu söyleyerek sözlerine son verdi. Soru cevap bölümünden sonra Türk Ocakları Konya Şube Başkanı Dr. Vedat ERDEN konuşmacıya teşekkür ederek hatıra plaketi takdim etti.Not: 21 Nisan 2009 Salı günü dinleyici olarak katıldığım Konferansın özetini Türk Ocakları İnternet sitesinden alma kolaycılığını seçtim. Dahası konunun özüne zarar vermekten çekindiğim için, haddimi bilerek kendi yorumumu katmadım!




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —