(Erol Güngör Çeşmesi)YÖK yasası ile birlikte 1980 yılından beri çalışmakta olduğum Selçuk Yüksek Öğretmen Okulu Fakülteye dönüştürülerek Selçuk Üniversitesine bağlanmıştı. Rektörlüğe ise Prof. Dr. Erol Güngör(*) atanmıştı (1982). Bizim bildiğimiz Erol Güngör milliyetçi görüşe sahip bir gazeteden yazılarını okuduğumuz bir hocaydı. Milli şuura sahip hocalar bu Rektörlük atamasından ziyadesiyle memnunlardı. Selçuk Üniversitesi Erol Güngör hoca önderliğinde dev adımlarla ilerleyecekti. İlk işlerinden birisi ihtiyaç duyulan akademik personelin yetiştirilmesi için seferberlik başlatmasıydı. İkincisi ise Fakülte Konferans salonunda kitaplarından, makalelerinden tanıdığımız değerli şahsiyetleri getirip konferans verdirmesiydi. Hiç üşenmeden o konferansları dinlemeye hafta sonlarında bile Fakülteye gelirdim.Başka bir özelliği ise personeline randevu vermesi onları dinlemesiydi. Yani kibir yoktu. Çok iyi hatırlıyorum yurt dışına gitmek isteyen bir meslektaşa çeşitli bahaneler öne sürülerek izin verilmemişti. O meslektaşımız yapılan engellemeyi Rektöre anlattı. Sonuç olarak yurt dışına gidebildi.Daha sonraki yıllarda Selçuk Üniversitesinde Rektörlük yapanlarla ilgili herhangi bir şey yazmayı uygun bulmuyorum. Önemli olan onlar görevdeyken yazabilmektir! Mesela Selçuk Üniversitesinin şu an görevde olan Rektörü Prof. Dr. Hakkı GÖKBEL hoca hakkında yazmaya çalışalım.Eski üniversitem ve Rektörü ile bir ilişkim kalmadığına göre rahatça yazabilirim. Selçuk Üniversitesi Rektörlük seçimleri öncesi Sayın Rektör adaylarına üç öneride bulunuyordum! Birincisi Üniversiteye Psikoloji Bölümü açılmasıydı. İkincisi ise Fizik Tedavi Rehabilitasyon Yüksek Okulu?nun açılmasıydı. Üçüncüsü ve en önemlisi ise Rektöre Ulaşabilmekti. Yani Rektörden Randevu alabilmekti.Hakkı hoca Rektör olarak atanalı epey olmuştu ama ben hayırlı olsun ziyaretine gidememiştim. Aklımdan kötü kötü şeyler geçiyordu. Üniversite bölündü. Artık kendisinin elemanı değilim. Ya randevu vermezse diye düşündüm. Profesyonel gazeteci de değilim ki benimle işi olsun. Sonuç özel kalemini aradım. Hocam şu gün Rektörümüz müsait. Sizce de uygun ise buyurun cevabını aldım.Çok hoşuma gitti. Demek ki makamlar insanları ulaşılamayacak konuma getirmiyormuş. Zaten mezarlıklar kendisini vazgeçilemez zannedenlerle dolu değil midir? Hani bir de söz vardır. Makamlar yükseldikçe insanlar daha mütevazı olurlar.Neyse aldığımız randevunun saatinde SÜ Rektörlüğüne gittim. Daha içeri girerken Rektör hoca bütün sempatikliğiyle hoş geldin dedi. Hemen ?Fahrettin Hocam geçen ki yazınız da değindiğiniz Prof. Dr. Erol Güngör çeşmesi için Üniversitenin Yapı İşlerine talimat verdim"diyerek açıklamada bulundu.?Hatta basın danışmanına da konu ile ilgili size bilgi vermesini söylemiştim.? Diye devam etti. Öyle bir bilgi almadım deyince de basın danışmanını çağırdı ve ikaz etti. Bu davranıştan ben mahcup oldum. Hocam sebebi ziyaretim gecikmiş bir hayırlı olsun ziyaretiydi demeye çalıştım. Aslında Erol Güngör Çeşmesi Rektör hocanın da gündemindeymiş. Çeşmenin perişan haldeki resimlerini çekmiş. Resimleri gösterdi. O ismi taşıyan çeşmeye sahip çıkacağını söyledi.?08.00?17.00 mesaisiyle Bilim adamı olunmaz? diyen hocamızın kulakları çınlasın. Biz onun sözünü biraz çarpıtalım. Devlet adamlığı, hizmet adamlığı mesai saatleri içinde koltuğa sıkıca yapışmakla olmaz.Makam sahipleri mevcut sorunlara çözüm, muhtemel sorunlara da proje üretmesini bilmelidirler. Selçuk Üniversitesinin Rektörü, Çözüm, Proje ve Hizmet adamı Prof. Dr. Sayın Hakkı Gökbel hocama başarılar diliyorum. *Prof Dr. Erol Güngör: 25.11.1938 - 24.04.1983