İlginizi Çekebilir

1

Kabe’nin etrafındaki bariyerler kaldırıldı

2

Hakkari’de Yunus Emre’yi anma etkinliği

3

Fiyatlar yükseldi, 1 günde 1.5 milyonluk altın bozdurdular

4

Büyük Çamlıca Camii’nde Mevlid-i Nebi Haftası açılış programı

5

İş umuduyla geldiği Aksaray’da sokakta kalan yaşlı adama polis yardım eli uzattı

6

Bursa’nın 2300 yıllık zindanı sanata açıldı

7

İngiltere’nin eski Sağlık Bakanı Hancock’un BM’deki rolü geri çekildi

8

"Karaağaç Kabak Festivali"nde yemekler yarıştı

9

Bandırma’da sağanak yağış etkili oldu

10

AKM’nin ışıkları yakıldı, son rötuşlar yapıldı



65 yıldır tamir ettiği saatlere aşkla dokunuyor

65 yıldır tamir ettiği saatlere aşkla dokunuyor

Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde yaşayan 75 aşındaki Mikail Toroman, 65 yıldır eski mekanik saatleri onarıyor. Teknolojiye yenik düştüğünü belirttiği mesleği için mücadele eden Toroman, “Bu bir aşk işi, bu bir sevda işi. Burada çalışan kişi buraya yüreğini koyacak” dedi.

Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde 75 yaşındaki Mikail Toroman, küçük tamirhanesinde saatçilik mesleğini yaşatmaya çalışıyor. Yaklaşık 10 metre karelik, duvarları saatlerle kaplı dükkanda mekanik tamirciliği yapan Toroman, babasından devraldığı mesleği 65 yıldır sürüyor. 12 yaşından beri saat tamirciliği yaptığını ifade eden Toroman, Türkiye’nin en yaşlı ustası olduğunu dile getirdi. Kendini saat ustası olarak değil saat tamircisi olarak nitelendiren Toroman, saatçilik mesleğinin son elektroniğe yenik düşüldüğünü belirtti.

“Meslekten hiç sıkılmadım, yorulmadım”
Mesleğini çok sevdiğini dile getiren Mikail Toroman, “Kardeşlerimin hepsi saatçiydi, hepsi öldü rahmetli oldu. Babamın tezgahında 12 yaşındayken saatleri rahatlıkla söküp tamir edebiliyordum. Babam okumama karşı çıkıyordu. Sanatkar olmamı istiyordu, sanatkar oldum. İdealim olan mutluluğu sadece saatlerde buldum. Ben bunların seslerinde başka aleme gidiyorum. Ben usta değilim ama o unvanı verdiler. Şu an Türkiye’nin en yaşlı ustasıyım. Ben saat tamircisiyim. Her bir saat çarkının dişlerinde o nasıl dönüp hayatı eziyorsa hayat çarkının dişlerine de biz kendimize heba ettik. Gönül isterdi ki bu meslek daha da yürüsün fakat her mesleğin en azami 150-200 yıllık bir ömrü vardır. Bizim meslek 200 yılda bitti. 150 yılda dedem, amcam, babam gitti. 65 yıldır bu mesleği yapıyorum. Askerlik yıllarımda dahi saatçilik yaptım, bu kadar mesleğime aşığım. İnanır mısınız çalışmadığım zamanlar sıkılıyorum. Meslekten hiç sıkılmadım, yorulmadım. İnsanları sevdim, ister beni sevsinler ister sevmesinler. Bir demire hayat vermek, demire doğru çalışmayı öğretebilmek insanlardan daha zor” dedi.

“Elektroniğe yenik düştük, saatçilik bitti”
Saat ustalarının artık yetişmediğini belirten Toroman, “Saatlerin çaldığı ses bana farkına varmadan, bir keman sesi gibi geliyor, mutluluk veriyor. Şimdi biz elektroniğe yenik düştük, saatçilik bitti. Bundan sonra kaç gün, kaç ay yaşarsak bu mesleği devam ettireceğiz. 3 ayda 6 ayda bu iş kurslarla öğrenilecek iş değil. Bu bir aşk işi, bu bir sevda işi. Burada çalışan kişi buraya yüreğini koyacak. Bu işi öğrenmek isteyen kişiler 12 ile 18 yaş arası tezgahın tozunu yemesi lazım yoksa usta olamaz. Oğluma öğrettim, oğlum iyi bir usta oldu ama ayakkabı alım satımına kafayı taktı saatçilikten soğudu. Şu an oğlum bu mesleği yapsa dahi parmaklar hassasiyetini yitirdi. Parmaklar beyin cerrahının parmakları gibidir, asimetrik çalışır bunları kaybettiysen her şeyi kaybetmişsindir. Yaşım 75 ama ellerim titremez hala” diye konuştu.