AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "İran'a yapılacak bir dış müdahalenin çok daha kötü sonuçlar doğuracağını bir kere daha ifade ediyoruz. Bu sorunların müzakere yoluyla çözülmesi mümkündür" dedi.
AK Parti'li Ömer Çelik, AK Parti Osmaniye İl Başkanlığı'nı ziyaret ederek partilileriyle buluştu. Çelik daha sonra açıklamalarda bulundu. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinin 3'üncü yıl dönümünde, hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet dileyen Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin kente gelerek vatandaşlarla buluşacağını açıkladı.
Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çelik, "Neredeyse on yıllar içerisinde olabilecek olaylar, bazen haftalar içerisinde gerçekleşebiliyor. Ve bunların en sarsıcı olanları da Türkiye'nin etrafında gerçekleşiyor. Türkiye'nin etrafına baktığımızda Rusya-Ukrayna savaşı bütün hızıyla devam ediyor. Çeşitli kereler de barışın yapılmasıyla ilgili gündemler oluşuyor. Ama oluşmasına rağmen bir türlü mesafe alınamıyor. Yine geçtiğimiz günlerde son derece maalesef yıpratıcı, can alıcı saldırılar karşılıklı olarak gerçekleştirildi. İnsanlığın en büyük utancı sayılabilecek Netanyahu hükümetinin katil şebekesi tarafından Gazze soykırımlarıyla ilgili maalesef bu katliamlar devam ediyor. Yine bu gündem içerisinde doğumuzda İran'la ilgili gelişmeler için nefesini tutmuş durumda. Bununla ilgili bir müzakerede sonuç alınacak mı yoksa herhangi bir şekilde bir maalesef yeni bir saldırı ortaya çıkacak diye bu gündemler etrafımızda gerçekleşiyor ve çok yakınımızda gerçekleşiyor" dedi.
'KÜRESEL DÜZENİN RESTORASYONU MÜMKÜN DEĞİL'
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın güçlü liderliğinin, Türkiye'nin dayanıklılığını, gücünü, tüm bu sarsıntılar karşısında yola devam etme iradesini bir kere daha gösterdiğini kaydeden Çelik, "Zaten bu çerçevede bu seneki Davos Toplantısı'nda yapılan konuşmalarda Kanada başbakanının biliyorsunuz konuşması çok gündem oldu. Bütün benzer konuşmalarda yeni bir döneme geçileceğinden, bir geçişten bahsetti herkes. Tabii ki geçişin ne olacağı, nasıl olacağı, nasıl gerçekleşeceği konusunda herkesin kafasında çok büyük şüpheler, büyük karışıklıklar var. Ama herkesin ortak olarak ifade ettiği konu, küresel düzenin artık eski manada tanımlanamayacağı, hatta küresel düzenin restorasyonunun da artık mümkün olmadığı, o sürecin de geçildiği, yepyeni adımlar atılması gerektiğine dair dair pek çok söz işitildi. Tabii bunlar mevcut neoliberal düzenin muhalifleri tarafından ya da küresel düzeni temsil eden siyasetçiler, devlet başkanları, entelektüeller tarafından çok sık zikredilen şeylerdir. Ama ilk defa küresel düzenin savunuculuğunu yapan elitler tarafından bu gündeme getirildi. Tabii burada bunu berraklaştıran şey herkesin kafasında, özellikle batıdan Rusya- Ukrayna savaşı söz konusu olduğu zaman yapılan hatırlatmalar, referans verilen ilkeler, dikkat edilmesi gereken kurallar bol miktarda zikredilirken, bu kuralların, referans verilen bu ilkelerin Gazze soykırımı olduğu zaman unutulması ve terk edilmesi şeklindeki çifte standart, hatta çifte standardın ötesinde ikiyüzlülük bütün dünyanın dikkatini çekmeye başlamıştır. Gazze'yle ilgili olarak liberal düzenin elitlerinin ortaya koyduğu ikiyüzlülük aslında bir bakıma düzenin iflas etmesinin de sembolü oldu" diye konuştu.
'DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR SÖZÜNE KATILIYORLAR'
Birleşmiş Milletler'in (BM) işlevsizleşmesinden bahsedildiğini kaydeden Çelik, şunları söyledi:
"Sayın Cumhurbaşkanımız ilk defa 'Dünya 5'ten büyüktür' dediğinde çok iyi hatırlıyorum. BM Genel Kurulu'nda Cumhurbaşkanımızın sözünü ilk zikrettiğinde büyük bir sessizlik olmuştu. Biraz şaşkınlıkla, biraz çekinceyle, biraz tedirginlikle karşılanmıştı o zaman genel kuruldaki ilk konuşması. Daha sonraki yıllarda Sayın Cumhurbaşkanımızın 'Dünya 5’ten büyüktür' sözünün aslında küresel düzenin ikiyüzlülüklerine karşı büyük bir dikkat çekme, ilkeleri hatırlatma ve bu ikiyüzlülüğe tahammül etmeme konusunda bir meydan okuma olduğu net bir şekilde görüldü. Bugün gelinen noktadaysa hemen hemen bütün mekanizmaların çalışamaz hale geldiği bir noktada aslında bir bakıma, düne kadar neoliberal düzenin savunuculuğunu yapanların konuşmalarının özeti, 'Dünya 5’ten büyüktür' sözüne katıldıklarını, buna onay verdiklerini, aynı fikirde olduklarını beyan eden bir durum ortaya çıkardı. Ama tüm bunun içerisinden tabii en önemli konu geliyor, kilitleniyor, dünyanın içinde bulunduğu halde, güvenlik meselelerinin nasıl olacağıyla ilgili olarak ortaya çıkıyor. Yani NATO bundan sonra nasıl devam edecek? Atlantik ilişkilerde Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa arasındaki ilişkiler nasıl yürüyecek? Avrupa güvenlik mekanizması kurulabilecek mi, kurulamayacaktı derken, yine tüm bu tartışmaların merkezinde Türkiye var. Tüm bu tartışmalar merkezinde Cumhurbaşkanımızın tüm bu süreçlerde nasıl bir diplomasi ortaya koyacağı var."
'TERÖRSÜZ BÖLGE VE TERÖRSÜZ TÜRKİYE İÇ İÇE KAVRAMLAR'
Suriye'de o günden bu güne çok şey değiştiğini vurgulayan Çelik, "Diktatörlük rejimi gitti, Suriye devrimi gerçekleşti. Ve burada da Türkiye yine tüm dünyanın kara propagandasına karşı, ilkeli bir şekilde Suriye halkının iradesini temsil eden bir politika çizgisi tutturdu. Orada Cumhurbaşkanımızın tek Suriye'ye yaptığı vurgu, Suriye'yi bütün Suriyelilerin beraber yönetmesi gerektiğine dair vurgu, bugün küresel mutabakatın omurgasını teşkil etmektedir. Gelinen noktada da Suriye'nin kendi içindeki terör unsurlarından arınması, bir yandan DEAŞ'la, DEAŞ'a dönük terörle mücadelenin kesintisiz sürmesini, DEAŞ'la olan mücadelenin kesintisiz sürmesi konusunun altı çizilirken, aynı zamanda Suriye'nin kuzeyini, doğusunu işgal etmiş olan terör örgütünden arınma, Suriye'nin birliğini savunma konusunda atılan adımlar her zaman için Cumhurbaşkanımızın çizdiği vizyonun teyidi anlamına gelen, Suriye'nin birliğine dönük bir sonuç ürettiğini tekrar tekrar teyit eden gelişmelerin ortaya çıkmasını sağladı. Tabii burada Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Devlet Bahçeli'ye çok büyük haksızlıklar maalesef, tamamen reddettiğimiz, kınadığımız çirkin sözler söylenmesiyle karşı karşıya kaldık. Bunları kınadığımızı ve tümüyle reddettiğimizi defalarca ifade ettik. Hem Sayın Cumhurbaşkanımızın hem Sayın Devlet Bahçeli'nin Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konusundaki ısrarının aslında zamanlaması bakımından, hem de bölgedeki barışın tesisi bakımından da ne kadar olduğu tüm bu gelişmelerle birlikte bir kere daha görüldü. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge birbirinden ayrılamaz, iç içe girmiş, hiçbir şekilde biri diğerinden bağımsız olarak tanımlanamaz, iç içe iki kavram. Bu çerçevede bakıldığında Suriye'de, Irak'taki terör yapılarının tasfiyesi, Türkiye'nin terörsüz bölge hedefiyle son derece uyumludur" dedi.
'İRAN'A YAPILACAK DIŞ MÜDAHALE DAHA KÖTÜ SONUÇLAR DOĞURUR'
İran ve ABD arasındaki gerginliğe de değinen Ömer Çelik, "Tabii bütün dünya doğumuzda İran'la ilgili olarak gelişmeleri takip ediyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın da İran Cumhurbaşkanı Sayın Pezeşkiyan ile olan görüşmesi dahil, yoğun bir diploması trafiği yürüttüğünü, ABD Başkanı Trump'la bu konuyu görüştüğünü herkes biliyor. Burada İran'a yapılacak bir dış müdahalenin çok daha kötü sonuçlar doğuracağını bir kere daha ifade ediyoruz. Etrafımızda yeterince çatışma var. Bölgemizde ve dünyada yeterince çalışma var. Dış müdahalelerle, askeri saldırılarla herhangi bir şekilde bir ülkenin liderlerinin hedef alınması, hükümetlerinin hedef alınması, kurumların hedef alınması, çok daha büyük facialara yol açacaktır. Bu sorunların müzakere yoluyla çözülmesi mümkündür. Burada Cumhurbaşkanımızın her türlü bu sorunların çözülmesi konusundaki ara buluculuk iradesi dimdik ayaktadır. Türkiye güvenilir bir arabulucu olarak, güvenilir bir barış yapıcısı olarak tüm bunlar için doğru bir zemin, doğru bir adrestir. Bu çerçevede inşallah daha sıkıntılı sonuçların ortaya çıkmayacağı birtakım sonuçlara ulaşmak mümkün olur" diye konuştu.