ANTALYA - AYŞE ŞENSOY BOZTEPE - Antalya Devlet Opera ve Balesi, Anadolu'nun köklü ezgilerini caz ve blues etkileriyle yeniden düzenleyerek özgün sahne diliyle buluşturacağı "Nefes" rejili konserin dünya prömiyeri için provalarını sürdürüyor.
"Nefes"in doğuş serüveni, Anadolu'nun yankılarının klasik orkestral yapı ve modern müzik anlayışının sahnede buluşması fikriyle başladı. Geleneksel türkülerin dans ve orkestra eşliğinde farklı bir tarzda sahneleneceği eser, dinleyicisine çok katmanlı bir işitsel dünya sunacak.
Geleneksel türkü yorumlarının ötesine taşınan eserin nota ve müzik düzenlemeleri Onur Altıparmak imzasını taşıyor. Rejisini Aydın Buğra Güven, koreografisini Yağızhan Danış'ın üstlendiği yapımın kostüm ve dekor tasarımı Zekiye Şimşek'e, ışık tasarımı ise Mustafa Eski'ye ait.
Eserin görsel dünyası da yine Anadolu'dan izler taşıyor. Kobalt mavi, kırık beyaz ve altın yaldızdan oluşan renkler, denizi, toprağı ve ruhu simgeliyor.
22 kişilik ekiple sahne provaları devam eden "Nefes" rejili konserde türküler yalnızca yeniden yorumlanmıyor. Anadolu'nun farklı coğrafyalarından doğan hikayeler ve insan halleri, farklı müzik türleriyle yeniden yoğrularak, geçmiş ile bugün arasında şiirsel bir bağ kuruluyor.
Dünya prömiyeri ile yarın Haşim İşcan Kültür Merkezi Opera Sahnesi'nde saat 20.30'da ilk kez sanatseverlerle buluşacak eser, ilk temsilin ardından 10 Mart Salı akşamı aynı saatte, Antalya Devlet Opera ve Balesi prodüksiyonuyla yeniden sahnelenecek.
- "Projeyi ilk duyduğumda gerçekten çok heyecanlandım"
Anadolu Ajansı , 7 Mart'ta dünya prömiyeri yapacak "Nefes" konserinin prova çalışmalarını görüntüledi.
Rejisör Aydın Buğra Güven, AA muhabirine, Nefes'i hafızanın çağrısı gibi düşünmek gerektiğini söyledi.
Konserin, yüzyıllar boyunca savaşlar, göçler, mübadeleler, acı ve hüznü baz alarak geçmişten kopmadan, kökten vazgeçmeden, dönüşerek yeni kapılar açmak adına geliştirilen bir proje olduğunu belirten Güven, "Sadece türkü söylemek üzerine değil türkülerimizi modern dans ve Cumhuriyet dönemi şairleri, yine kökümüzde kalan halk ozanlarımızın koşmalarıyla süsledik. Küçük görsellerle seyircilerimizi yaklaşık 1 saat bu hayat koşturmasından koparıp nefes almalarını sağlayacak bir gösteri planladık." dedi.
Projeyi ilk duyduğunda çok heyecanlandığını, 20 gün gibi kısa sürede işi tamamlama noktasına geldiklerini anlatan Güven, şöyle konuştu:
"Umarım seyircilerimiz de beğenir. Küçük sürprizlerimiz olacak. 12 türkümüz var. Aslında Anadolu ve Balkanlar kökenli. Yani Selanik'ten de türkülerimiz olacak, Karadeniz'den de Orta Anadolu'dan da. Cumhuriyet dönemi şairlerimizden İstanbul'lu Orhan Veli, bir Karadeniz türküsünün ön sözünü kendi şiiriyle söyleyecek. Konser, dinleyiciyi bir süre hayat koşturmasının içerisinden koparacak. Meditasyon gibi düşünebiliriz."
- "İlk temsilimiz dolmak üzere"
Orkestra şefi Onur Altıparmak da türkülerin özelliğini bozmadan farklı formlarda eserin bütününün oluşturulduğunu kaydetti.
Anadolu'ya ait türküleri farklı şekilde yorumladıklarına işaret eden Altıparmak, "İçerisinde caz, blues sistemleri var. Onlar da alışılagelmiş formlarda değil. Dinleyicilerin kulaklarına daha değişik gelecek daha eğlendireceğini düşünüyorum. İlk temsilimiz dolmak üzere, ikinci temsilimiz fena gitmiyor. Seyirci ilgi gösteriyor." diye konuştu.
Koreograf Yağızhan Danış ise yaklaşık 3 haftalık prova sürecinin artık sonuna geldiklerini söyledi.
Opera sanatçılarıyla türkülerle çalışmanın kendisi için de bir ilk olduğunu belirten Danış, "Anadolu'muzun bu güzel türküleri orkestra şefi Onur'un güzel aranjeleriyle beslenmiş. Benim için de yeni bir deneyim oldu. Dinleyiciler, eğer sadece türkü dinlemeye geleceklerse sürprizlerle karşılaşacak. Belki daha önce türkülerin içerisinde duymadıkları melodiler ya da sahne koreografisinde ele alınmamış bazı sürprizler olabilir."
- "Müzikteki o sadeliği renk tercihinde de yaptık"
Eserin kostüm ve dekor tasarımını üstlenen Zekiye Şimşek de dekor ve kostüm tasarımında, tamamıyla müziğin modern tarzına ayak uydurmaya çalıştıklarını söyledi.
Kostümü 3 renkte toparladıklarını belirten Şimşek, "Tema olarak nefes olduğu için kobalt mavi, soluk kırık beyaz kullandık. Altın rengi kullandık o da kültürün zenginliği ile ilgili. Hepsini birleştirdiğimizde çok sade bir anlayış görülür ama içine girdiğinizde müthiş zengin, bambaşka görüntüler yakaladık, bambaşka bir dünya yarattık diyebilirim." dedi.
Şimşek, 3 renkte hep sabit kaldıklarını anlatarak, Anadolu'nun zengin bir skalası olduğunu, bu skalanın içinde insanın kendini kaybettiğini ve bu nedenle müzikteki o sadeliği renk tercihinde de yaptıklarını dile getirdi.