İlginizi Çekebilir

1

Toplu taşıma araçları ve duraklar dezenfekte ediliyor

2

Tahran’da Filistin’e destek gösterisi yapıldı

3

Havaların ısınması ile ortaya çıkan yılanlar vatandaşları tedirgin etti

4

Temsili Bandırma Vapuru 19 Mayıs için yollarda

5

Bayramda BiP üzerinden 1,3 milyar mesaj gönderildi

6

TÜBİTAK Araştırma Projeleri Yarışması

7

Başkan Kılıç: “Gönül kapılarını açan vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum”

8

-Altınordu’da beton yol seferberliği sürüyor

9

Eskişehir OSB’nin saha denetim araçları hizmete girdi

10

Evliya Cami etrafı tarihi dokuya uygun olarak yapılacak



Azerbaycan Türkünün kötü günleri geride kaldı

Azerbaycan Türkünün kötü günleri geride kaldı

Anadolu Aydınlar Ocağı Genel Başkanı ve Azerbaycan Dev Kardeşlik Candaşlık ve Strateji Platformu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Öztek, ’kanlı 20 Ocak’ ile ilgili açıklama yaparak, "Azerbaycan Türkünün kötü günleri geride kaldı" dedi.
Prof. Dr. İbrahim Öztek yaptığı açıklamada, "20 Yanvar, Azerbaycan Türkünün acı olduğu kadar, acıların ululaştırdığı bir kutlu gündür. Yıllarca özgürlük ve bağımsızlık savaşı veren Azerbaycanlı kardeşlerimiz 1990 yılında Ebulfeyz Elçibey başkanlığında kurulmuş olan Azerbaycan Halk Cephesi olarak; totaliter komünist sistem, Komünist Partisi, KGB, en önemlisi Sovyetler Birliğine ve Kızıl Ordu’ya rağmen bağımsızlık mücadelesini baskın bir biçimde sürdürmeye devam etti. Amaç, Sovyetler’den ayrılmak ve Sovyetler’in Ermenistan’a verdiği Azerbaycan topraklarının geri alınması mücadelesi idi. Sovyetler Birliği ise hürriyet ateşinin diğer cumhuriyetlere sıçramasından korkuyordu. Bilinçli ve hürriyetine susamış halk 17 Ocak günü Azatlık Meydanı’nı doldurdu. Azadlık, azadlık nidaları ile haykırıyorlardı. Fakat 20 Ocak günü Sovyet silahları Azerbaycan Türkünün üzerine ölüm yağdırdı. Azerbaycan’a 65 bin Rus askeri girmişti. Şehitler, yaralananlar, tutuklananlar, Azerbaycan Türkünü yıldıramadı. Şehitlerini karanfillere sararak bağırlarına bastı. Al bayrağı Bakü’nün tepesine çekti. Bayrak bir defa kalkmıştı ve artık onu hiçbir güç indiremeyecekti. O gün Sovyet Başbakan birinci yardımcısı Haydar Aliyev de harekete ve Halk Cephesi’ne çok büyük destek veriyor, sebep olanları büyük bir cesaretle lanetliyordu" ifadelerini kullandı.
"Sonunda Haydar Aliyev tüm Sovyetler Birliği’nin başına geçebilecek bir konuma yükselmişken, her şeyi bir kenara bırakarak, ülkesi Azerbaycan’ın istiklali ve istikbali için ülkesine dönüyordu" diyen Prof. Dr. İbrahim Öztek, açıklamasına şöyle devam etti:
"Haydar Aliyev, açık ve gizli Rus baskılarına rağmen ülkesinin kalkınması için büyük gayretlerle Azerbaycan’ı Kafkasların parlayan yıldızı haline getirdi. Azerbaycan’a Dünyada prestijli bir yer edindirdi. Siyasi yapılanması, ekonomik kalkınmışlığı, silahlı kuvvetlerinin reorganizasyonu giderek güçlenmesini sağladı.
İlham Aliyev, bayrağı teslim aldığı günden bu yana ülkenin jeostratejik ve kritik konumunu daima ön planda tutarak, Hazar ve Şahdeniz petrogazının sağladığı avantajları da iyi değerlendirerek 30 yıl içinde Azerbaycan’ı, Sovyetler’den ayrılan cumhuriyetlerin en gelişmişi haline getirdi.
İlham Aliyev ülke kalkınmışlığına verdiği önem kadar, milli hassasiyeti yüksek Azerbaycan Türkünü, milli birlik ve milli şuur açısından da güçlendirdi. Ermenilerin işgalindeki Karabağ konusunu yurt içinde ve yurt dışında diaspora oluşturarak canlı tuttu ve “Karabağ Azerbaycan’dır” sloganını ağzından düşürmedi.
Son olarak, 27 Eylül 2020 günü Ermenilerin başlattığı hain saldırıya, hazırlıklı olan kahraman Azerbaycan silahlı kuvvetleri, başta İlham Aliyev olmak üzere öyle bir ders verildi ki Ermenistan’ın beli kırıldı. 44 gün süren savaşta Ermeni güçleri çok büyük kayıplar verdiler. 8 kasım zafer günü Azerbaycan Türkünün, 20 Yanvar kanlı gününü de, Rus destekli Hocalı soykırımını da ve daha birçok acıları gerilerde bıraktı.
Bu arada Türkün ’Şark Kapısı’ Nahçivan, Azerbaycan’a, Türkiye de Orta Asya Türklüğüne bağlandı.
Unutma, Türkiye ve Azerbaycan bir gövdenin iki şah damarı gibidir. Biri rahatsızlanırsa, gövde için felaket vardır."