BAYRAKDAR: AİLEYE DAYANMAYAN BİR TOPLUM AYAKTA KALAMAZ

Memur-Sen Hatay  İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Hatay 1 Nolu Şube Başkanı İsmail Bayrakdar Beyzade Fm’in konuğu oldu.

Memur-Sen Hatay İl Temsilcisi İsmail Bayrakdar Serkan Uğraş’ın sunduğu “Haftanın Dosyası” programında sendikal çalışmaları ve gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

“Nerede bir sıkıntı varsa koşuyoruz” diyen İsmail Bayrakdar, Memur-Sen ve tüm bağlı sendikalar olarak su sıkıntısı çeken tüm Afrika ülkelerinde su kuyusu açmaktan tutun, Doğu Türkistan, Filistin, Suriye gibi ülkelere, yine ülkemizde afet, deprem durumlarında şimdi de Koronavirüs sürecinde insanlığa hizmet etmeye çalışıyoruz.

Koronavirüs sürecinde de “Biz bize yeteriz Türkiye kampanyasına, 1 Milyon TL, İHH, Kızılay, Deniz Feneri gibi yardım kuruluşlarına ve Ramazan’da yardım kolileri olarak işsiz kalan, iş yerini kapatmak durumunda kalan, 65 yaş üstü ve ihtiyaç sahiplerine 2.5 Milyon Tl bağışta bulunduk. Bu yardımlarımız arasında özellikle meslek liselerimizi unutmadık. Özellikle ilimizde de birkaç okulumuz maske, solunum cihazı ve dezenfektan üretiminde Türkiye geneli büyük öncü çalışma yaptılar. Onlardan 50 bin Tl’lik maske alıp sağlık çalışanlarımıza dağıtılmak üzere sağlık bakanlığına hediye ettik.

Özellikle şunun altını çizmek istiyorum. Bu süreçte meslek okullarımızın ne kadar önemli olduğu görüldü. Bu günler, okullarımızın tekrar revaçta olduğu bir süreci beraberinde getirecek. Uzmanlar her zaman bir çocuğun bir meslek edinmesi gerektiğini söyler. Öğrencilerimizin bunu değerlendirmesi gerekiyor. İleri yaşlarda meslek edindirmeye kalkarsınız zorlanırsınız ağaç yaşken eğilir” dedi.

GÜÇLÜ TOPLUM SAĞLAM AİLE İLE İNŞA EDİLİR

İstanbul sözleşmesinin sorulmasın üzerine İsmail Bayrakdar, “belki iyi niyetle kadına şiddeti önlemek maksadıyla bu sözleşmeye imza atıldı ama bilmeliyiz ki kadına şiddeti önleyelim derken toplumun ahlaki değerleriyle oynanıyor. Bu konu dünyanın ahlakını değiştirmek isteyen Rockefeller gibi küresel güçlere dayanıyor. Değeri olmayan toplumlar olsun istiyorlar. Dünyanın ahlakını bozmak istiyorlar.

İstanbul sözleşmesi hukuki bir metin değildir daha çok ideolojik/politik bir metindir. Bilinçli olarak bir ideolojiyi dayatmaya çalışıyorlar. Arkasında ki yapılar LGBT derneklerini meşrulaştırma yoluna gidiyor. Doğuştan cinsiyeti kabul etmiyorlar. Cinsiyetini kişi sonradan kendisi seçsin istiyorlar. Bu kabul edilemez. Biliyoruz üçüncü bir cinsiyet biyolojik olarak yok. Bu durum bir hastalık olarak kabul ediliyor biz o insanların kınaması toplum dışına itilmesi gibi bir düşünce içerisinde değiliz onların tedavi yoluna gitmelerini isteriz.

Bu işin bir başka çarpıklığı da, kadına şiddet diyorlar ama Suriye’deki, Irak’taki, Doğu Türkistan’daki kadınlar şiddete uğruyor, zulüm görüyor, bombalar altında ölüyor, akıllarına kadınlar gelmiyor. Sözleşmenin açılımlarına baktığımızda kadını aileden, eşinden, çocuklarından koparmak olarak karşımıza çıkıyor.

Bazıları metinde sizin söyledikleriniz yazmıyor diyor bir metinde sizin ne anladığınızda ziyade o metinde ne amaçlanıyor öncelikle ona bakmamız lazım.

Avrupa’da da aileyi önemseyen bazı ülkeler var. Bu ülkeler İstanbul sözleşmesinin toplumda faciaya yol açacağını görünce vazgeçtiler. Bizde bir an önce vazgeçmeliyiz. Kadına şiddet gibi sorunları kendi değerlerimize uygun kendi kültürümüz içerisinde çözebiliriz.

Unutmayalım ki, aileye dayanmayan bir toplum ayakta kalamaz. Güçlü toplum, sağlam aile ile inşa edilir. Bilinmelidir ki, bu kale yıkılırsa, varlığımızı tehdit eden hiçbir tehlikeye karşı koyamayız” diye konuştu.