Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı Topluma Hizmet dersi kapsamında Dr. Öğr. Üyesi Songül PEKTAŞ rehberliğinde hazırlanmıştır.
Beyza GÜVEN
Ekranın Öteki Yüzü: Dijital Zorbalık ve Çocuklarımız
Dijital zorbalık, artık teknoloji çağının getirdiği yeni bir zorbalık türü. Eskiden sözlerle ve hareketlerle yapılan zorbalıklar, bugün dijital ortama taşındı ve çok daha geniş kitlelere ulaşır hâle geldi. Peki bu zorbalık nedir ve nasıl ortaya çıkar?
Aslında cevap, herkesin cebindeki telefonda saklı.
Sosyal medyada ortak bir beden ve ortak yüz hatları çiziliyor. Herkes aynı kalıba uysun isteniyor. Bu kalıba uymayan kişiler ise kendilerini eksik ya da kusurlu hissedebiliyor. İşte zorbalık çoğu zaman tam da burada, fark edilmeden ortaya çıkıyor. Bazen bir yorumla, bazen bir mesajla… Üstelik “küçük bir şaka” gibi görünen şeyler, çocuklar için hiç de küçük olmayabiliyor.
Bu durum yetişkinlerden çok çocuklar için daha kritik. Çünkü çocuklar teknolojik araçları nasıl kullanmaları gerektiğini, neyin doğru neyin yanlış olduğunu henüz tam olarak bilmiyor. Okulda arkadaşları tarafından ya da telefonda tanımadıkları kişiler tarafından zorbalığa maruz kalabiliyorlar. Bu durum çocukların psikolojisini derinden etkiliyor ve gelecekte özgüven kaybına yol açabiliyor.
Düşünsenize… Bir çocuk daha kendini tanımaya çalışırken, başkalarının sözleriyle “eksik” olduğunu hissetmeye başlıyor.
Örneğin çocuklar kendi aralarında kitaplarından, kalemlerinden ya da mataralarından övgüyle söz edebiliyor. Peki, herkeste aynı matara, aynı kalem olmak zorunda mı? Elbette değil. Ancak çocuklar bunu her zaman anlayamayabiliyor. Çünkü çocuklar çoğu zaman “farklı olmayı” değil, “aynı olmayı” güvenli buluyor. Bu da zamanla çocukların birbirini kıyaslamasına, dışlamasına ve kırıcı sözlerin artmasına neden olabiliyor.
Tam da bu noktada ailelerin devreye girmesi gerekiyor. Çocuğun kendini kötü hissettiği durumları fark etmek ve hızlıca önlem almak büyük önem taşıyor. Çünkü bazı çocuklar yaşadıklarını anlatmaz. Susar. İçine atar. Bu yüzden ebeveynlerin sadece “Ne oldu?” diye sorması değil, gerçekten dinlemesi de çok önemlidir.
Dijital zorbalık, üstesinden gelinebilecek bir sorun. Bunun için bilinçli bireyler yetiştirmek hem öğretmenlerin hem de ebeveynlerin dikkatli olmasıyla mümkün. Çocuklarımız en kıymetli varlıklarımız. Böyle bir zorbalığın onları ne kadar etkileyebileceğini tahmin etmek bile zor.
Gerekirse ebeveynler de öğrenmeli. Çünkü bu çağda çocukları korumak, sadece “telefonu elinden almak” değil; telefonu doğru kullanmayı birlikte öğrenmektir. Okullarda çocuklara yönelik eğitici programlar düzenlenmeli ve bu konu ertelenmeden ele alınmalıdır.
Unutmayalım: Bir çocuğun kalbi kırıldığında bunu bazen kimse görmez. Ama izi uzun sürer. Çocuklarımızı sadece sokakta değil, ekranda da korumak zorundayız. Çünkü daha özgüvenli, daha sağlam bireyler yetiştirmek; daha huzurlu ve daha sağlıklı bir geleceğin kapısını aralamak demektir. Ve güçlü bir toplum, güçlü çocuklarla mümkün olur.