İlginizi Çekebilir

1

Osmaniye’de Pozitif Vaka Stabil

2

Vinçten Düşen Malzemenin Altında Feci Şekilde Can Verdi

3

Osmaniye’de yüzlerce tarihi obje ile sikke ele geçirildi

4

Osmaniye’de kumar oynayan 5 kişiye 25 bin lira ceza

5

Hatayspor, Trabzonspor maçı hazırlıklarına devam ediyor

6

Vali  Yılmaz, Cevdetiye Geçici Barınma Merkezi’nde İncelemelerde Bulundu

7

Osmaniye'de Üniformalı Nikah Töreni

8

Osmaniye’de Pozitif Vakalar Şaşırtmaya Devam Ediyor

9

Osmaniye’de ihtiyaç sahiplerine patatesler dağıtılmaya başlandı

10

Osmaniye'de narkotik ve asayiş denetimleri



Ali Mengilli
27.02.2021 21:37:53
Mekanı cennet rahmeti sonsuz olsun rahmetli Erbakan hocamizinn' milli görüşü ruhumuza işleyen'siyaset ve ilim ve bilim adamın adıdır Erbakan hocamız , hala Erbakan hocamızın safindadiz elhamdülillah davası davamizdir ' tehvit her yerde tehvittir

Menderes Demir
1.03.2021 01:12:27
Mehmet Gürbü bey olayı eksik hatırlıyor.Ben o zaman Osmaniye Gazeteciler Cemiyet başkanıydım.Olayı akşam biz resepsiyonda duyunca Arkadaşlarımla birlikte resepsiyonu terkettik.Olayı protesto ettik.Sabah Başkan Gürbüz Osmaniye Gazeteciler Cemiyetine Davet ettik protesto uzun bildirdik.O dönemde Cemiywtin binası Balonlu Pasajında faliyetteydi.Doşayısıyle olay bu Mehmet bey bunu hatırlamamış galiba

Eski Osmaniye Belediye Başkanı Gürbüz, 28 Şubat döneminde yaşadıklarını üzülerek hatırlıyor

Eski Osmaniye Belediye Başkanı Gürbüz, 28 Şubat döneminde yaşadıklarını üzülerek hatırlıyor

OSMANİYE  - Osmaniye Belediye Başkanlığı görevini 1996-1999 yılları arasında yürüten Mehmet Gürbüz, 28 Şubat sürecinde karşılaştığı antidemokratik uygulamaları unutamıyor.

Osmaniye'de 1996 yılında o dönemki belediye başkanının vefatı nedeniyle yapılan ara seçimle belediye başkanı olan Gürbüz, AA muhabirine 28 Şubat döneminde yaşadıklarını anlattı.

Göreve ilk geldiklerinde gerek garnizon gerekse valilik makamıyla herhangi bir sorunları olmadığını dile getiren Gürbüz, askeriyeden vinç, dozer gibi araçları rahatça isteyebildiklerini, belediye olarak da askeriyenin asfalt ve diğer altyapı işlerini hallettiklerini söyledi.

Gürbüz, 28 Şubat 1997 tarihinde yapılan Milli Güvenlik Toplantısı sonrası her şeyin bir anda tersine dönmeye başladığını, karşılıklı sevgi, saygı ve dayanışmanın olduğu bir sürecin 28 Şubat'ın ardından insanların birbirinin yüzünü görmek istemediği bir noktaya dönüştüğünü belirtti.

O dönem 1998 yılındaki Cumhuriyet Bayramı kutlamaları sırasında kötü bir hadise yaşadığını anlatan Gürbüz, "Cumhuriyetin 75. Yılı kutlamaları kapsamında belediye işçilerimizin engellenmesine rağmen Musa Şahin Bulvarında hazırlıklarımızı yaptık. Parkta yapılacak olan kokteyl ve havai fişek gösterisini de belediye olarak biz planladık. Davetli olarak Osmaniye Orduevinde katıldığımız kokteylde sakallı ve Refah Partisi mensubu olmamdan dolayı Garnizon Komutanın yardımcısının 'Atın bunu dışarıya' talimatı üzerine sürüklenerek mutfak kısmından dışarıya atıldım. Biz, olayın sıcaklığı içinde bu konuyu basın mensuplarıyla veya parti teşkilatımızla konuşmadık. Bunun sebebi kişiler gelir geçer ama kurumlar kalıcıdır anlayışında olduğumuz içindi." diye konuştu.

- "Yeni neslin 15 Temmuz ve 28 Şubat’ı unutmaması gerektiğini düşünüyorum"

28 Şubat döneminde sadece kendisinin değil belediye personelinin de baskı altına alınmaya çalışıldığını ifade eden Gürbüz, 28 Şubat'ın soğuk yüzünün sadece askerin siyasete müdahalesi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, İller Bankasından belediyelere gönderilen ödeneğin kesilmesi veya kısıtlanması sonucu o süreçte vatandaşın hizmet almasının engellendiğini savundu.

Mehmet Gürbüz, "Ben rahmetli Necmettin Erbakan başbakanken belediye başkanı olmuştum. Sıkıntılarımız vardı ama arkamızda iktidarın gücünü hissedebiliyorduk ancak iktidardan düşünce bütün hizmet taleplerimiz bir anda reddedilmeye başlandı. O süreçte adeta hizmet yapmamız bile bile engellendi." dedi.

28 Şubat'ta yapılmak istenen şeylerin bugün farklı bir boyutunun halen Türkiye üzerinde yapılmak istendiğine dikkati çeken Gürbüz, sözlerini şöyle tamamladı:

"28 Şubat süreciyle ilgili olarak en iddialı söz şuydu. '28 Şubat bin yıl sürecek.' Fakat üzerinden 15 yıl geçmeden yerinde yeller esmeye başladı ve bu millet yeniden kendi iradesine sahip çıktı. 15 Temmuz'a kadar geçen sürede şunu gördük; 28 Şubat'ta bir ekol, bu millete bir şeyler dayatmak isterken, 15 Temmuz'da da başka bir ekolün, bu milleti hiçe sayan ve millet iradesi üzerinde kendini gören, milleti kendi yaklaşımlarına göre idare etmek isteyen bir anlayışın iki farklı versiyonunun bu ülkeye ihanet kalkışması içinde olduklarını gördük. Toplum ve devlette süreklilik esastır. Kurumların birbirine çelme takmaması esastır. Bu nedenle 28 Şubat'tan çıkarılacak derslerin fazla olduğunu, yeni neslin 15 Temmuz ve 28 Şubat’ı unutmaması gerektiğini düşünüyorum."