İSTANBUL - Biruni Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aslı Muslu Can, gıdayla ilgili yeterli bilgiye dayandırılmadan alınan kararların sofradaki riski arttırdığını belirtti.
Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Can, gıda okuryazarlığının, günümüz toplumlarında sağlıklı ve güvenli beslenmenin temel şartı haline geldiğini vurgulayarak, bireylerin gıdayla ilgili kararlarını çoğu zaman yeterli bilgiye dayandırmadan verdiğine dikkat çekti.
Can, "Beslenme alışkanlıklarımız yalnızca kişisel tercihlerle değil, ekonomik koşullar, kültürel yapı, pazarlama stratejileri ve bilgi kirliliğiyle şekilleniyor. Gıda okuryazarlığının yetersiz olduğu bu ortamda, tüketiciler ne yediğini bilmeden seçim yapıyor." uyarısında bulundu.
Bu tablo karşısında gıda okuryazarlığının temel bir yaşam becerisi haline geldiğini vurgulayan Can, "Gıda okuryazarlığı, bireyin gıda ile ilgili bilinçli, güvenli ve sürdürülebilir tercihler yapabilmesini sağlayan temel bir beceri olarak öne çıkıyor." ifadesini kullandı.
- "Gıda okuryazarlığı sadece ne yediğini bilmek değildir"
Gıda okuryazarlığının yalnızca beslenme bilgisiyle sınırlı olmadığının altını çizen Can, "Gıda okuryazarlığı, bireyin gıdanın üretiminden tüketimine kadar geçen süreci anlayabilmesi, gıda etiketlerini doğru yorumlayabilmesi, besin değerlerini değerlendirebilmesi ve gıda güvenliği ilkelerini günlük yaşamına uygulayabilmesi anlamına gelir." değerlendirmesinde bulundu.
Bu becerinin eleştirel düşünmeyle doğrudan ilişkili olduğunu aktaran Can, "Bu kavram aynı zamanda bilgi sorgulama ve sorumluluk bilinciyle hareket edebilme yetisini de kapsar." ifadesini kullandı.
Gıda etiketlerinin tüketiciyle üretici arasındaki en önemli bilgi köprüsü olduğunu belirten Can, "İçindekiler listesi, besin değerleri tablosu, alerjen uyarıları, son tüketim tarihi ve saklama koşulları gıda okuryazarlığının temel bileşenlerindendir. Ancak çoğu tüketici yalnızca ambalajın ön yüzündeki pazarlama ifadelerine odaklanıyor." uyarısında bulundu.
Can, "Doğal, katkısız, fit ya da light gibi ifadeler her zaman ürünün besinsel açıdan üstün olduğu anlamına gelmez. Gıda okuryazarı birey bu tür ifadeleri sorgular ve kararını reklama değil, içeriğe dayandırır." değerlendirmesinde bulundu.
- "Gıda güvenliği evde başlıyor"
Gıda güvenliğinin gıda okuryazarlığının en kritik boyutlarından biri olduğunu belirten Can, gıda kaynaklı hastalıkların büyük bölümünün ev içi yanlış uygulamalardan kaynaklandığını kaydetti.
Can, yanlış saklama koşulları, yetersiz pişirme, çapraz bulaşma ve hijyen eksikliğnin ciddi sağlık risklerine yol açabileceği uyarısında bulundu.
Basit görünen bilgilerin halk sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Can, "Çiğ ve pişmiş gıdaların ayrı tutulması, buzdolabı sıcaklığının doğru ayarlanması, gıdaların uygun şekilde çözündürülmesi ve artan yemeklerin güvenli sürede tüketilmesi hayati öneme sahiptir." ifadesini kullandı.
Dijital çağda bilgiye erişimin kolaylaştığını ancak doğru bilgiye ulaşmanın zorlaştığını belirten Can, özellikle sosyal medyada yayılan bilimsel dayanağı olmayan beslenme önerilerine karşı uyardı.
Can, "Belirli gıdaların 'zararlı' ya da 'mucizevi' olarak etiketlenmesi, dengesiz ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarını teşvik ediyor. Hiçbir gıda tek başına tüm hastalıkların nedeni ya da çözümü değildir." değerlendimesini yaptı.
Gıda okuryazarlığının yalnızca bireysel sağlıkla sınırlı olmadığını vurgulayan Can, "Gıda okuryazarlığının yaygınlaştırılması eğitim, kamu politikaları ve disiplinler arası işbirlikleriyle mümkündür. Ne yediğini bilen, neden yediğini anlayan ve bilgiyi sorgulayabilen bireyler daha sağlıklı ve daha sürdürülebilir bir toplumun temelini oluşturur." ifadelerini kullandı.