Tarih: 11.04.2023 10:00

Kalp hastalarına Ramazan’ı sağlıklı geçirme önerileri

Facebook Twitter Linked-in

Kronik hastalıklar içerisinde başı çeken kalp hastalıklarında oruç tutarken dikkat edilmesi gereken noktaları aktaran Uzman Kardiyolog Dr. Levent Saraç, düzenli oruç tutan kalp hastalarının, oruç tutmayanlara göre bâriz bir alevlenme yaşamadığının yapılan araştırmalarda bildirildiğini kaydederek, oruç tutmanın kalp hastalarında fiziksel ve ruhsal faydaları olduğunu belirtti. 
Sağlıklı insanlar için ruh ve beden sağlığını koruyarak vücudun toksinlerden arınmasını sağlayan oruç ibadetinin kalp ve damar hastalığı olanlar için olumlu ve olumsuz sonuçlarını değerlendiren Uzman Kardiyolog Dr. Levent Saraç, kalp ve damar hastalarının oruç tutup veya tutamayacağı hakkında bir genelleme yapmanın doğru olmadığını belirtti. Her hastanın; hastalık tipi, şiddeti, tedaviye cevabı, eşlik eden diğer hastalıklarının farklılık gösterdiğini söyleyen Dr. Saraç, “Hasta hekimine kulak verip, kalp ve damar sağlığını göz önünde bulundurarak oruç tutmalı. Oruç tutması uygun görülen kalp hastaları kullanılan ilaçlara ara vermeden devam edip, iftar ve sahurda doğru beslenerek, tavsiyelerine göre hareket etmeleriyle güvenle oruç tutabilirler” dedi. 

Kalp hastalarına oruç tutmanın faydaları 
Oruç tutmanın kalp ve damar sağlığına faydalarının neler olduğunu anlatan Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümünden Uzman Dr. Levent Saraç, “Sağlıklı insanlar üzerinde yapılan araştırmalar, orucun faydalı etkilerini bize göstermiştir. Yapılan araştırmalarda, hastalarda Ramazan öncesine göre HDL kolesterol seviyelerinde artış ve LDL seviyelerinde düşüş gözlenmiştir. Dikkatli tutulan oruç ile günlük kalori alımını kısıtlamak, insülin duyarlılığını artırmak ve oksidatif strese karşı direnç kolaylaşır. Ayda bir günden fazla oruç tutan kişilerde, aterosklerozun daha az görüldüğü bildirilmiştir. Kalp ve damar hastalarında orucun bir diğer olumlu yönü de psikolojik etkileridir. Müslüman kişide farz olan bir ibadeti yapmanın mutluluğu büyüktür. Ayrıca hastalık halinde iken, depresif duygu durumun azaltılması yoluyla hastaların kendi kendilerine güven duyması, hastalığın iyi yönde seyri açısından önemlidir” diye konuştu. 
Kalp ve damar hastalarının oruç tutarken dikkat etmeleri gereken noktalara da değinen Dr. Saraç, “Kardiyovasküler hastalığı olan hastalarda en önemli husus, oruç tutmadan önce hastanın durumunun bir kardiyolog tarafından değerlendirilmesidir. Bu hastaların kullandığı ilaçların genellikle düzenli olarak kullanılması gerekmektedir. İlaç alma sırasının bozulup bozulmadığı dikkate alınmalıdır” uyarısında bulundu. 

Kimler oruç tutamaz 
Medicana International İstanbul Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Saraç, oruç tutması önerilmeyen kalp ve damar hastalıklarını şu ifadelerle sıraladı: 
“İlerlemiş kalp yetmezliği olan hastaların stabil seyri, düzenli ilaç kullanımı ve sıvı-elektrolit dengesinin sağlanması ile mümkün olmaktadır. Bu hastaların eşlik eden böbrek yetmezliği ve diyabet gibi hastalıklar sebebi ile alması gereken çok sayıda ilaç olabilir. Hekim bunları göz önünde bulundurarak karar verir. Özellikle göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi durumlar aktif olarak ilerliyorsa oruç tutmak uygun olmayabilir. 
Bilimsel literatür, son 6 ay içinde miyokard enfarktüsü geçirmiş, anjina pektoris semptomları olan veya son 6 ay içinde perkütan koroner girişim veya koroner arter baypas greft geçirmiş hastaların oruç tutmaması gerektiğini belirtmektedir. Aritmi teşhisi konulmuş veya buna yatkınlığı olan hastalarda, oruç tutmak elektrolit dengesizliğine, iskemiye neden olabilir. Bu nedenle özellikle şiddetli ritim bozuklukları olan hastalar için oruç tutmak uygun olmayabilir. Dirençli hipertansiyonu olan hastalar, kan basıncı normale dönene kadar oruç tutmamalıdır. Kontrollü hipertansiyonu olan hastalar ilaçlarını düzenli aldıkları sürece oruç tutabilirler. Tüm kalp ve damar hastaları oruç tutup tutamayacaklarını hekimlerine danışmalıdır.” 

“İlaç tedavisi için gerekli düzenlemeler Ramazan öncesi yapılmalı” 
Kalp hastalarının Ramazan ayında ilaç tedavisini nasıl sürdürmesi gerektiğini anlatan Saraç, “Ramazan ayında kalp hastalarının en önemli sorunlarından biri de ilaçlarını hangi sıra ile alacaklarını belirleyememeleridir. Hekimler ilacın etki süresini hesaba katarak ayarlamalar yapılabilir. Günde bir kez ilaç alan hastalarda tedavi, doz sahur veya iftar olarak değiştirilerek ayarlanabilir. Ancak hastaların ilaçlarını her gün aynı saatte almaları önemlidir. Aspirin dışında antikoagülanlar ve antiplatelet ajanlar kullanırken dikkatli olunmalıdır. Ramazan öncesi oruç tutan hastalarda doz ayarlaması veya değişikliği gerekebilir. Hastaları riske atmamak için Ramazan’dan 24 saat önce aktif ilaçlara geçmek mantıklıdır. İlacı günde bir defadan fazla alan hastalar, mümkün olduğunca yavaş salımlı ilaçlar kullanmalıdır. Bu mümkün değilse ilacın yarı ömrü dikkate alınarak iftar ve sahur dozu ayarlanmalıdır. Açlık ve tokluğun ilaç emilimini etkilediği unutulmamalıdır. Bu nedenle, dozlamanın önerildiği zaman aralığı belirlenirken bu dikkate alınmalıdır. Ayrıca etkileşime giren ilaçlar ayrı öğünlerde almalıdır” şeklinde konuştu. 

Vücuttaki su kaybına dikkat 
Son olarak iftar ve sahur arasında tüketilen gıdaların kalp sağlığına etkilerini paylaşan Saraç, oruç sırasında öğünler değiştiği için hastaların oruç tutarken yediklerine daha çok dikkat etmeleri gerektiği konusunda uyarılarda bulunarak, “Aşırı tuzlu, yağlı ve şekerli yiyeceklerin tüketimini sınırlamalı ve sağlıklı beslenmeye devam etmelisiniz. Ayrıca fazla gıda tüketiminin sindirim sorunlarına, tansiyon kontrolünün bozulmasına yol açabileceği unutulmamalıdır. Oruç sırasında sıvı alımı kısıtlandığı için kalp ve damar hastalığı olan kişiler vücutta su kaybı konusunda özellikle dikkatli olmalıdır. Bu nedenle hastaların sahur için yeterince su içmesi ve iftarda sıvı alımını artırması önemlidir. Bazen aşırı sıvı alımı özellikle kalp yetmezliği olanlarda başka sağlık problemlere sebep olabilir. Bu nedenle doktorun sıvı alım önerileri dikkate alınmalıdır. Ayrıca kalp ve damar hastaları Ramazan’da 2 öğün yerine 3 öğün yemelidir. Bu sayede yemek miktarı paylaşıldığı için hastanın kalp yükü artmaz” dedi. 
 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —