• Cumartesi 13 ° / 6 ° Bulutlu
  • Pazar 14 ° / 8 ° Bulutlu
  • Pazartesi 15 ° / 9 ° Sağanak

Mehmet Ali Tazeoğlu


Bir Ali-Bin Dram

2020 yılında; ramazan ayının son günüydü. Nasıl olduğunu bilmiyoruz, sekiz katlı bir inşaatta çalışan işçi (duvar ustası) hemen oracıkta ölmüştü.


2020 yılında; ramazan ayının son günüydü. Nasıl olduğunu bilmiyoruz, sekiz katlı bir inşaatta çalışan işçi (duvar ustası) hemen oracıkta ölmüştü.

Adı Ahmet’ti. Ahmet’in ailesinin ramazan bayramı zehir olmuştu kesin. Evin babası ölmüş, bir bayram sabahı… O ailenin durumunu çaresizliğini, isyanını kim anlayabilir? Kendi vatanını, doğduğu toprakları, evini ve anılarını kim bırakırda hiç bilmediği topraklarda yeni bir hayat arayışına girer? Göçe zorlanan Suriyeliler, yalnız kendilerini getirmediler ki…

Kültürlerini de beraberlerinde getirdiler. Bizler kimi zaman duygusallıkla, kimi zamanda inanç kardeşliği düzeyinde var olanı paylaşmaya çalıştık. Bölgenin siyasi koşulları, beş altı milyon insanı göçe zorladı. Suriye’den gelen insanları suçlamak doğru değil. Orada yaşanılan dramı hiçbir insan topluluğu yaşamamalı. Ama şu gerçekliği de görmemezlikten gelmeyelim. Suriyelilerin çoğunlukta olduğu şehirler tipik bir Ortadoğu yaşamını andırıyor. Daha önceleri, bizim ülkemizde bu kadar kara çarşaflı yoktu. Daha önceleri, bizim caddelerimizde bu kadar bisiklet ve şarjlı bisiklet yoktu. Farkına varmadan bizim toplumsal yapımız bozuluyor. İş gücü olarak Suriye’lilerin daha ucuza çalıştıkları bir gerçek. Ancak bizim insanlarımızın da büyük bir işsizlik yaşadıkları gerçeği var ortada. Hani biz sermayenin vatanı olmaz deriz ya…

Zengin olan Suriyeliler burada da hatta başka Avrupa ülkelerinde de rahat… Parası olanlar iş adamı. Suriyeli kuyumcular da var. Perişan halde yaşayanlarda var. Ali de Suriye’den gelmiş…

Ali otuz altı yaşındaydı. Üçü kız, ikisi erkek olmak üzere beş tane çocuğu vardır. Biz öyle biliyorduk. Sonra öğrendik ki; bir erkek bir kız çocuğu kendisinin değilmiş. Kardeşi öldükten sonra ‘’çocukları ortada kalmasın‘’diye onları da beraberinde getirmiş. Ali, zor yaşayanlardandı, kiracıydı, 550 TL’ye oturuyordu. 1500 TL civarında da su borcu vardı. Gündelik işlerde çalışıyordu. Kimi zamanda sebze halinde sandık yüklerdi. Şubat ayının 26’sında Ali öldü. Evinde biraz göğsünün sıkıştığını söyleyerek dışarı çıkar, hala rahatsızdır. Komşularının ziline basar. Devlet hastanesine götürülür. Ve Ali kalp krizinden ölür. Kim bilir kaç tane Ali, kaç tane Ahmet? Yetim çocuklar, dul kadınlar geride kalanlar…

O göçlere neden olanların haberi var mı? Yürekleri sızlar mı?