Av.Elif Bengü Çelik


Dolandırıcılık Suçu

Dolandırıcılık Suçu


Dolandırıcılık Suçunun Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle İşlenmesi

Dolandırıcılık suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinde; hileli davranışlarla bir kimsenin aldatılması ve bu aldatma sonucu fail veya başkası lehine haksız bir yarar sağlanması şeklinde tanımlanmıştır. Suçun oluşabilmesi için hilenin mağdurun iradesini sakatlayacak nitelikte olması, aldatma sonucu mağdurun malvarlığında bir zarar meydana gelmesi ve bu zarar ile sağlanan yarar arasında illiyet bağı bulunması gerekir. Dolandırıcılık suçunun, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması gibi kanunda sayılan özel hallerde işlenmesi ise TCK m.158 kapsamında nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş olup, daha ağır cezayı gerektirmektedir.

Dijital bankacılık uygulamalarının yaygınlaşması, dolandırıcılık suçlarının işlenme yöntemlerinde de dönüşüme yol açmıştır. Özellikle banka hesaplarının üçüncü kişiler tarafından kullanılması suretiyle gerçekleştirilen dolandırıcılık eylemleri, fail ile mağdur arasındaki doğrudan temasın ortadan kalkmasına neden olmakta; bu durum ceza soruşturmasının odağını direkt olarak hesap sahiplerine yöneltmektedir. Uygulamada çoğu zaman yalnızca banka hesabının kullanılmış olması, hesap sahibinin nitelikli dolandırıcılık suçundan sorumlu tutulması için yeterli görülmektedir. Ancak uygulamada ele alınan bu yaklaşım savunma hakkı ve masumiyet karinesi bakımından ciddi sorunlar doğurmaktadır. 

Kişinin Bilerek veya Bilmeyerek Banka Hesabını Kullandırılması ve Cezai Sorumluluğu

Banka hesabının kullandırılması; hesap sahibinin, hesabını üçüncü bir kişinin fiili tasarrufuna bırakması ve bu hesabın suçtan elde edilen menfaatin aktarımında kullanılmasıdır. Öğretide ve uygulamada bu durum sıklıkla “hesap kiralama” olarak adlandırılmaktadır.

Dolandırıcılık suçunda hile, mağdura yönelik bir eylem olup hesap sahibinin mağdurla herhangi bir temasının bulunmaması ve hileli davranışları bizzat gerçekleştirmemesi halinde, fiilin doğrudan faili olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Yargıtay, yalnızca banka hesabının kullanılmış olmasının, sanığın dolandırıcılık suçunun faili sayılması için yeterli olmayacağını istikrarlı biçimde kabul etmektedir.[1]

Zira suç kapsamında kişinin ceza sorumluluğunun doğabilmesi için hesap sahibinin, hesabın dolandırıcılık suçunda kullanılacağını bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekmektedir. Olası kastın varlığı dahi somut delillerle ortaya konulmalıdır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, hesap sahibinin suçtan elde edilen menfaatten pay almadığı ve faille organik bağının bulunmadığı hallerde, kastın varlığından söz edilemeyeceğini belirtmektedir. Sanığın dolandırıcılık suçunun işleneceğini bilmesi ve bu suça katkı sağlama iradesiyle hareket etmesi gerekir. Aksi halde, salt ihmal veya saflıkla hesabın kullandırılması cezai sorumluluk doğurmaz.[2]

Yargıtay kararlarında, banka hesabını kullandıran sanıklar yönünden aşağıdaki hususların özellikle araştırılması gerektiği vurgulanmaktadır:

  • Sanığın suçtan elde edilen menfaatten pay alıp almadığı,
  • Asıl fail ile sanık arasındaki ilişki,
  • Hesap hareketlerinin yoğunluğu ve sürekliliği,
  • Sanığın ekonomik ve sosyal durumu,
  • Hayatın olağan akışına aykırılık bulunup bulunmadığı.

Bu kriterler ortaya konulmadan verilen mahkûmiyet kararlarının genel niteliği itibari ile bozma nedeni yapıldığı görülmektedir.

Bilişim sistemleri ile banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığı dolandırıcılık suçlarında, ceza sorumluluğunun sınırları son derece dikkatli çizilmelidir. Sırf bir banka hesabının suçta kullanılmış olması, hesap sahibinin otomatik olarak fail kabul edilmesi için yeterli değildir. Ceza hukukunun temelini oluşturan kusur ilkesi, kastın somut ve kesin delillerle ispatını zorunlu kılar. Aksi yöndeki uygulamalar, masumiyet karinesini zedelediği gibi ceza yargılamasını varsayımlara dayalı bir cezalandırma mekanizmasına dönüştürme riskini de beraberinde getirir. Bu nedenle yargı mercilerinin, her somut olayda hesap sahibinin bilgi, irade ve menfaat ilişkisini titizlikle araştırması; Yargıtay içtihatları doğrultusunda, suçla organik bağı ortaya konulamayan kişiler yönünden beraat kararları tesis etmesi hukuk devleti ilkesinin kaçınılmaz bir gereğidir.


 

 

 

  • Cumartesi 1 ° / -8 ° Güneşli
  • Pazar 1.2 ° / -6 ° false
  • Pazartesi 10 ° / 1 ° Güneşli