• Perşembe 19 ° / 14 ° Sağanak
  • Cuma 20 ° / 14 ° Parçalı bulutlu
  • Cumartesi 23 ° / 14 ° Parçalı bulutlu

Prof. Dr. Mehmet Cihangir


Eğitim Sistemimiz Virüslüymüş Meğer

TV ekranlarında sık sık görürdük hocayı. Marmara Üniversitesinden Prof. Osman Altuğ Hoca’dır  kastım. Ülkenin eğitim sistemini anlatırken bir cümlesini hep tekrarlardı. “Üretmeyen yüzde 85, üreten yüzde 15. Böyle bir eğitim sistemi olmaz”


TV ekranlarında sık sık görürdük hocayı.

Marmara Üniversitesinden Prof. Osman Altuğ Hoca’dır  kastım.

Ülkenin eğitim sistemini anlatırken bir cümlesini hep tekrarlardı.

“Üretmeyen yüzde 85, üreten yüzde 15. Böyle bir eğitim sistemi olmaz”

Devamında açıklardı iddiasını.

“Bir ülkenin fen ve diğer teknik okul sayısı yüzde 15” derdi.

“Sosyal bölümler yüzde 85”

“Yüzde 15 üretirken yüzde 85 konuşmakla meşgul”

“Böyle bir ülkenin gelişimi zordur zor”

Uzun süre inandım hocanın söylediklerine.

Hatta sık sık kendim de kullandım.

Bu nedenle de çok itibar ettim üniversitelerin teknik birimlerine.

Mühendislerine, fizikçi, kimyacısına.

Ancak bugünkü virüs bu itibarımı yerle bir etti.

Artık inanmıyorum Osman Hocamın sözlerine.

Master Hocam da olsa inanmıyorum.

Zira virüs gösterdiki bu yüzde 15 de hikaye.

Zira.

Ülkenin en zor günleridir bugünler.

Devletin maddi manevi her tür güce ihtiyacının zirvede olduğu günler.

İnsangücü, makine gücü, beyin gücü.

Nerede bunlar.

İnsan ve makine gücünün en yoğun olduğu yerler belediyeler.

Ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar.

Peki beyin gücü ve onu takip eden başka güçler.

En fazla üniversitelerde olması beklenir.

Baktığınızda bütçesinin büyük kısmını buralara aktarıyor devlet.

Ödenek sorunları vs. diğer kuruluşlara göre yok denecek kadar az.

Peki nerede bu kurumlar.

Okullar tatil edildi diyerek öğrencileri suçlamak olaya sığ yaklaşmak olacaktır.

Çünkü bu gençlik Çanakkale Savaşlarında ön cephelerde savaşmaya koşmuş bir neslin torunlarıdır.

Pek çok lisenin öğrencilerinin şehadeti nedeniyle o yıllarda mezun veremediği tarihsel bir gerçektir.

Sivas Lisesi, Vefa Lisesi, Çapa Erkek Öğretmen Okulu…

Ve 1921 yılında hiç mezun veremeyen İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi.

O halde çocuklarda kabahat yok.

Peki bu salgın döneminde nerede bu üniversiteler.

Kelli felli ODTÜ’ler, Boğaziçiler, İTÜ’ler, Hacettepeler.

Ve dahi her bölgemizde açmakla gurur duyduğumuz Anadolunun yeni üniversiteleri.

Sözde yeni.

En yenisi 10-12 yıllık üniversiteler.

Asırlar boyu insanlığın başına bir kez ancak gelebilen veba yüzünden halkımız bitik.

İnsanlık çaresiz.

Tek tedbir temizlik ve tedbir.

Güzel de insanımız aylardır dezenfektan bulamıyor, kolonya bulamıyor, maske bulamıyor.

Çok temel korunma malzemeleri.

İnsanın “Allahtan meslek liselerimiz, Halk Eğitim Merkezlerimiz varmış” diyesi geliyor.

Zira bir nebze olsun çare oldular belirli malzemelere.

Aynı şeyleri üniversiteler için kullanmak mümkün olsaydı keşke.

Hemen her üniversitenin Fen Edebiyat Fakülteleri bünyesinde Kimya Bölümleri var.

Mühendislik bünyesinde Kimya Mühendislikleri.

Ve Meslek Yüksekokullar bünyesinde Kimya Teknolojileri.

Tekstil mühendislikleri.

Bunlara en büyük ihtiyaç bugündü.

Zira yarın geç olabilir.

“Bunlar üretim mi yapacak kardeşim” diyenlere cevabımdır.

Neden olmasın.

Zülfiyare dokunmama adına kısa kesiyorum.

Bu virüsü atlattığımızda eğitim sistemimiz kökten gözden geçirilecektir.

Kimler önünde direnebilirse dirensin.

Bugün cephenin en önündeki sağlık bilimleri de.

Uzaktan eğitimle bile verilebilen tüm bilim dalları.

Anadolu liseleri.

Meslek liseleri.

Hatta Halk Eğitim Merkezleri.

Bir kısmı kapatılacak, bir kısmı revize edilecek.

Ve belki yenileri açılacak.

Sağlık içinde evlerinizde kalmanız dileğiyle.

Mutlu haftalar.