Gazetecilik; toplumsal aksaklıkları yapıcı bir dille dile getirmek, "doğruya doğru, yanlışa yanlış" diyebilme cesaretini göstermektir. Bizim kalemimizin rotası hiçbir zaman şahıslara göre değişmedi; dün neyi savunduysak, bugün de aynı ilkeli duruşla kamu hakkını savunmaya devam ediyoruz.
Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz günlerde Düziçi Belediye Başkanı Sayın Mustafa İba’nın saha çalışmalarını takdirle karşılarken, sosyal yardım paketleri üzerindeki "şahsi isim" vurgusuna dikkat çekmiştik. "Eğer bir hizmet belediye bütçesiyle yapılıyorsa, o hizmetin sahibi şahıslar değil, bizzat kurumun kendisidir" demiştik. Zira bizler, yapılan hayrın sessizliğini ve vakarını her türlü reklamın üzerinde tutan bir medeniyetin evlatlarıyız.
Bugün ise benzer bir tablo, Osmaniye Belediye Başkanı Sayın İbrahim Çenet’in iftar çadırı uygulamasıyla gündemimize geliyor.
Ramazan ayının ruhuna uygun olarak kurulan iftar sofraları, hemşehrilerimizin bir araya gelmesi adına çok kıymetli bir hizmettir. Sayın Çenet’in bu sofraları kurarak Osmaniye halkıyla lokmasını paylaşması elbette alkışlanacak bir adımdır. Ancak çadırların girişindeki devasa fotoğrafları ve kişisel afişleri gördüğümüzde, Düziçi’nde sorduğumuz o temel soruyu burada da sormak bir kamuoyu görevi haline geliyor:
Sayın Başkan; bu iftar çadırları sizin şahsi bütçenizle mi finanse ediliyor, yoksa Osmaniye halkının vergileriyle, yani belediye bütçesiyle mi kuruluyor?
Eğer bu sofralar belediye bütçesiyle kuruluyorsa, o çadırın önünde tek bir temsil olmalıdır: Osmaniye Belediyesi. Komşu illerimize veya büyükşehirlerimize baktığımızda; Bolu’dan İstanbul’a kadar pek çok örnekte çadırların önünde sadece kurum adının yer aldığını, şahsi görsellerin ise çok daha mütevazı bir şekilde kullanıldığını müşahede ediyoruz. Belediye başkanlığı bir bayrak yarışıdır; isimler gelip geçicidir ancak kurumlar ve o kurumların vakarı bakidir. Halkın emanetiyle halka hizmet götürürken, kurumsal kimliği şahsi reklamın önünde tutmak hem yönetim etiği hem de şeffaflık açısından en doğru yoldur.
Ne Sayın İba ne de Sayın Çenet ile şahsi bir meselemiz olması söz konusu değildir. Her iki başkanın da memleket hayrına yaptığı her işin destekçisiyiz. Ancak kamu kaynaklarıyla yapılan hizmetlerde "şahsi temsilin" kurumsal kimliğin önüne geçmesi, dile getirilmesi gereken bir hassasiyettir.
Gerçek belediyecilik; ismini dev afişlerle meydanlara asmak değil, vatandaşın gönlünde ve samimi duasında "isimsiz bir hizmet eri" olarak yer alabilmektir. Osmaniye’mize ve tüm ilçelerimize yakışan; daha şeffaf, daha mütevazı ve kurumsal ağırlığı olan bir hizmet anlayışıdır.




