Kıymetli okurlar;
Bazı tarihi anlar vardır ki, etkisi yıllar sonra bile bir pusula gibi yol gösterir. 9 Şubat’ta Milliyetçi Hareket Partisi’nin 57. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle kürsüye çıkan hemşerimiz Sayın Dr. Devlet Bahçeli, sadece bir partinin geçmişini değil, Türkiye’nin geleceğini inşa edecek o büyük "devlet aklını" bir kez daha masaya koydu.
Ankara’da yükselen o gür ses, sadece siyasi bir konuşma değil; bir balkan yangınından farksız olan Ortadoğu bataklığına karşı örülen milli bir setin ilanıydı.
Yazılarımı takip edenler bilir, tarihten ders almayanlar bugünü yönetemez. Cennetmekan Sultan II. Abdülhamid Han, Yahudi lobilerinin ve emperyalist güçlerin bölgeyi parçalama planlarına karşı Hamidiye Alayları’nı kurmuştu. Sultan’ın amacı; Kürt aşiretlerini devletin yanına çekmek, onları yabancı ideolojilerin oyuncağı olmaktan kurtarmak ve bin yıllık İslam kardeşliğiyle kenetlemekti. O gün bu strateji, Anadolu’nun sigortası olmuştu.
Bugün Sayın Bahçeli’nin; Abdullah Öcalan ve bölgenin tecrübeli ismi Ahmet Türk üzerinden yürüttüğü o "kardeşlik köprüsü", aslında Abdülhamid Han’ın o günkü ferasetiyle birebir örtüşüyor.
Bahçeli’nin hamleleri; terörü ve bölücülüğü bitirmenin yolunun, bölge insanını ve temsilcilerini dış güçlerin, Yahudi emellerine hizmet eden maşaların elinden çekip almak olduğunu gösteriyor. Ahmet Türk gibi figürlerin bu süreçteki muhataplığı, tıpkı Hamidiye Alayları'ndaki aşiret reisleri gibi, aidiyet duygusunu yeniden Türkiye Cumhuriyeti devletine yöneltme hamlesidir.
Siyasetin o dar kalıplarına sıkışanlar, bu hamleleri anlamakta zorlanabilir. Ancak bizler, sadece belli bir yöreye değil, bu toprağın her zerresine sevdalı vatan milliyetçileri olarak şunu çok iyi biliyoruz: "Önce ülkem ve milletim" sözü sadece bir slogan değil, bir varoluş mücadelesidir.
Bahçeli; 2026 yılını "Terörsüz Türkiye’nin miladı" olarak ilan ederken, aslında 100 yıl önceki o yarım kalan hesabı kapatmak istiyor. Demirtaşların veya küresel güçlerin değil; Türk’ün ve Kürt’ün kardaş olduğu, silahların sustuğu, huzurun konuştuğu bir Türkiye için atılan bu cesur adımın, tüm vatan sevdalıları adına yanındayız. Abdülhamid Han’ın feraseti neyse, bugün Devlet Bahçeli’nin gösterdiği bu tarihi duruş da odur.
yılımız kutlu, birliğimiz ebedi olsun.




