Dr. Fahrettin Şanal


Lise Mezuniyeti 1973, yıl olmuş 2023!


Osmaniye lisesinden mezun olalı elli sene olmuş. Ne çabuk? Daha dün gibi. Yok, o kadar da değil. Bu elli yılda yaşanmışlıkları unutmak mümkün mü? Tabi ki değil. Yaşanmamış yılları bile insan unutmuyor.  Yaşanmamış yıllar olur mu? En iyisi, olur deyip geçelim. Geçmeyelim diyenler var ise hayale dalıp pişmanlıklarını, hayal kırıklıklarını ve de keşkelerini düşünebilirler!
Ben eskiye gideceğim. 1970-71 lise birinci sınıf, 1971-72 ikinci sınıf, 1972-73 üçüncü sınıf ,vay be ne hayattı? Azıcık o günkü şartlara bakalım. Televizyon yoktu, radyolarda arkası yarın veya radyo tiyatrosu gibi programlar olurdu. Sanki günümüzdeki Tv dizilerinin atası sayılacak bu programları radyodan dinlerdik.Bugünle kıyaslarsak pek bir mağdur hayat yaşarmışız. Düşünün televizyon, ev telefonu, bilgisayar ( o yıllarda ilk bilgisayarımsı makinelere Elektronik Beyin denirdi), internet ve cep telefonu yok!
Böyle yazınca da sizler duygu sömürüsü yaptığımı zannedeceksiniz. Tabi ki, duygu sömürüsü yapmıyorum. Her dönem kendi çağına uygun şartları taşır. Yani o yıllarda dünya genelinde gelişmekte olan ülkelerin hepsi aynı durumdadır. Tıpkı, bu yıllarda da olduğu gibi! Gelişmiş devletlerde olan icatlar, yenilikler,keşifler, gelişmeler, bileşik kaplar misali, diğer devletlere de yansımaktadır. 
Hayatta, mesele imkan meselesi değildir. Ya, nedir asıl mesele? Asıl mesele sağlıkla, huzurla mutluluğa ulaşmaktır. Sadece ulaşmak da değil, mutlu hayatı sürdürebilmektir. Hayatın amacı, zaten mutluluk değil midir? Bizler lisede öğrenci iken mutlu mesut yaşıyorduk! Yaşıyorduk mu, acaba? Bence bu durumu yaşı altmışı geçmiş herkese sormak lazım.
O yılların en önemli faaliyetlerinden birisi münazaralardı. Liseler arası bilgi yarışmaları da çok modaydı. Moda deyince, aklıma kılık kıyafet geldi. Kılık kıyafeti geçtim, hemen disiplin, düzen intizam da aklıma geldi. Neden? Neden olacak, efsane müdürümüzden dolayı. O yıllardaki mucizevi, başarılı eğitim hayatımızı sadece müdür hocamıza bağlarsam da, diğer hocalarımıza haksızlık yapmış olurum. O dönemdeki İdareci ve Öğretmen kadrosunun attıkları temel sayesinde, ülkemizin en çalkantılı döneminde bile 1977-80 yılları arasında mezun olduğum, Osmaniye lisesinde, eski hocalarımla birlikte öğretmenlik yaptım.
Yukarıda o yılların önemli sayılabilecek bir sosyal faaliyetinin münazaralar olduğunu söylemiştim. Hatırladığım bir konudan bahsedeyim. O yıllarda bir İngiliz genci (14 yaşında) olan Timothy (1971) uyuşturucu satarken İstanbulda yakalanmıştı. Bu olay maalesef, daha sonra Türkiyeyi karalayan “Midnight Express” (Geceyarısı Ekspresi) gibi filimlere konu olarak kullanılmıştı. O dönemde, bu güncel olaydan dolayı tartışma konularımız tabi ki “Türk Gençliği, Batı (Avrupa ve Amerika) Gençliği vesaire...” üzerine idi. 
Bazı derslerde de tartışma ortamları oluyordu. İlla organize bir münazara değil de sınıf içi faaliyeti olarak da tartışmalar oluyordu. Mesela, lise birinci sınıfta iken, bazı arkadaşlar “Allah” mı “Tanrı” mı denmelidir, diye tartışmışlardı. Halbuki çözüm basitti. Bu konuyu birkaç arkadaş Osmaniye Müftüsüne gidip danıştı. Bizler de bilgilendik. Malum bilgi olmadan fikir olmaz. 
Herhalde onun için müthiş bir bilgi yüklenmesine muhatap olmuştuk. Kitap okuma alışkanlıklarından, hobilere, hobilerden sportif faaliyetlere kadar, ne aldıysak, o yıllarda aldık. Belki çalışma hastalığımız da o yıllardan edinilmiş bir kazanımdır. O dönem mezunları genelde çalışma hastası yani işkolik desem yeridir.
Geçenlerde dönem arkadaşlarımdan birisiyle telefonda konuştum.O da bencileyin bir Üniversitede hoca, çok yakında yaş haddinden (67 yaştan) emekli olacağım diye dert yanıyordu. Yeni açılan bir devlet Üniversitesine geçerse 72 belki de 75 yaşa kadar çalışırım diyordu! “Bu hırs nedir?” diye sormayın. Bu çalışma para pul, ikbal için yapılmaz. Bu çalışma, hizmet aşkıdır. Allaah, ben de havalara girdim ha! Arkadaşıma, inşallah Nisan 2024 de, ben de emekli olacağım, dedim. “Sen ne yapacaksın?” dedi. Ben de onun gibi düşünüyorum. Sözümüz sağlığa. Bakalım! Hayırlısı.
Bizler, her Türk vatandaşı gibi memleketimize olan borcumuzu çalışarak öderken, aynı zamanda hayatımızı da kazanıyoruz. Her demek, genelleme yapmak yanlış oldu galiba! İstisnaları unutmayalım. Hani zübük ve sülük hayatı yaşayanları kast ediyorum. Beleşçi, haram helal bilmeyen, kul hakkı yiyen, aslında profesyonel dindar ama, dürüst ve ahlâklı görünenler, illaki vardır.
Allahtan ki bizler son bahsettiğim istisnalardan değiliz. Prof.Dr. Ali fuat başgil’in güzel bir sözü var. “Memleket hizmeti bir borçtur, ödenir; fakat bununla öğünülmez.” diyor. Öyleyse bizler öğünmeden memlekete hizmet borcunu ödemeye devam edelim.

  • Perşembe 15 ° / 7.3 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
  • Cuma 16.1 ° / 7.2 ° false
  • Cumartesi 18.2 ° / 5.2 ° Güneşli