Kıymetli Osmaniyeliler, bugün biraz aynaya bakalım mı?
Şehrimiz için bir taş üstüne taş konsa, bir vekilimiz Ankara yollarında aşındırdığı ayakkabılarla bir hizmeti koparıp gelse, sosyal medyadaki o meşhur "muhalif korosu" hemen sahnede: "Vay efendim ne gerek vardı?", "Bu mu yani hizmet?", "Öncelik bu muydu?"
Arkadaşlar, gelin eğri oturalım doğru konuşalım.
Dün İŞKUR binasının bütçesi tamamlanır, müjdesi verilir; "Ne işe yarayacak?" denir. Bugün ulaşımı rahatlatacak bir köprü projesi başlar; "Lüzumsuz" denir. Peki, soruyorum size: Şehrin gelişmesi için çabalayan, Ankara’da kapı kapı gezip bütçe alan bir milletvekilinin, bir yöneticinin şevkini kırmaktan başka neye hizmet ediyor bu yorumlar?
Vekilin işi şehre hizmet getirmek değil mi? Getirince neden alkışlamak yerine el freni oluyoruz? Unutmayın ki, takdir edilmeyen her başarı, bir sonraki hamle için gereken cesareti kırar. Bu şehir bizim; köprüsüyle, binasıyla, yoluyla hepimizin değerine değer katıyor.
Haberlerimizi beğenip geçen, gelişmeleri sessizce takip eden ama yorum kısmındaki o yıkıcı seslere karşı suskun kalan binlerce okurumuz var. Evet, siz aslında sayıca o olumsuz yazanlardan çok daha fazlasınız. Ama sessiz kaldığınız her an, meydan sadece "her şeye karşı olanlara" kalıyor.
Bir hizmete sevinmek, yapılan güzel işi "Elinize sağlık" diyerek desteklemek ayıp değil; aksine bir şehir kültürünün göstergesidir.
Biz yapılan her doğru işin yanındayız. Eleştiri elbette olacak ama yıkmak için değil, daha iyisini yaptırmak için. Şehrimize gelen her hizmet, evladımızın geleceğine, soframızın bereketine, yolumuzun konforuna yatırımdır.
Gelin, bu kısır döngüyü kıralım. Şevk kıran değil, şevk veren; gölge eden değil, yol açan olalım. Çünkü Osmaniye, hepimizin ortak paydası.
Hızlı, tarafsız ve ilkeli kalmaya; şehrimizin her bir taşını savunmaya devam edeceğiz.




