Merhaba kıymetli okuyucularımız,
Seçim meydanlarının hafızalara kazınan söylemlerinden biri, “ayırmadan, ayrıştırmadan” vaadiydi. Aradan geçen zaman, siyasi sloganların sahadaki karşılığını test etme imkânı sunar. Yaklaşık iki yıllık görev süresinin ardından, Osmaniye’de belediyecilik pratiğine bu perspektiften bakmak artık bir tercih değil, kamusal sorumluluktur.
Sayın İbrahim Çenet göreve gelirken kapsayıcı bir yönetim anlayışı ortaya koyacağını ifade etmişti. Ancak bugün şehir genelinde gözlemlenen tablo, bu ideal ile uygulama arasında ciddi bir mesafe bulunduğunu düşündürüyor. Kentin bazı bölgelerinde altyapı ve yol çalışmaları takdir toplarken, diğer mahallelerde özellikle ara sokakların durumu vatandaş nezdinde ciddi rahatsızlık yaratıyor. Günlük yaşamı doğrudan etkileyen bu sorunlar, yalnızca fiziki konfor değil, yerel yönetimlerin eşit hizmet ilkesi açısından da önem arz ediyor.
Belediyecilik, vitrin projelerinden ibaret değildir. Sosyal medya paylaşımlarında öne çıkan düzenli ve modern görüntülerin yanı sıra, kentin sorunlu alanlarının da aynı şeffaflıkla ele alınması beklenir. Zira yerel yönetimlerin asli görevi, eleştirileri dışlamak değil, veri olarak kabul edip çözüm üretmektir. Yönetim refleksi, yalnızca başarıların sergilendiği değil, eksiklerin de sahiplenildiği bir olgunluk gerektirir.
Bir diğer önemli başlık ise spor ve kent kimliği ilişkisi. Osmaniyespor, bu şehrin ortak değerlerinden biridir. Şehrin marka algısına katkı sağlayan, gençlere motivasyon sunan ve toplumsal birlik duygusunu besleyen bu tür yapılar, stratejik bakış açısıyla desteklenmelidir. Kamu kaynaklarının kullanımında önceliklendirme yapılırken, kentin sosyal ve kültürel dinamikleri göz ardı edilmemelidir.
Kulüp yönetimi adına fedakârca çaba gösteren Başkan Mesut Demir ve ekibinin ortaya koyduğu mücadele, şehirde geniş bir kesim tarafından bilinmektedir. Burada mesele kişisel değil, ilkeseldir: Şehrin ortak paydası olan değerlere kurumsal sahiplenme gösteriliyor mu?
Unutulmamalıdır ki belediye bütçesi, kamunun emanetidir. Bu emanetin yönetiminde temel kriter; adalet, şeffaflık ve sürdürülebilir fayda olmalıdır. Eleştiri, yıkıcı bir tavır değil; sağlıklı yönetişimin vazgeçilmez unsurudur.
Sonuç olarak; kapsayıcı söylemlerin gerçek gücü, günlük hayatın somut gerçeklerinde ortaya çıkar. Beklenti nettir: Daha dengeli hizmet dağılımı, daha fazla diyalog ve daha güçlü kurumsal empati.
Şehirler, orta akılla kalkınır ve güzelleşir.