Merhaba kıymetli okuyucularımız,
Zaman zaman kamuoyunda dolaşıma sokulan bazı iddialara açıklık getirme ihtiyacı doğuyor. Öncelikle net bir ifade ile belirtmek isterim: Ben gazeteciyim ve herhangi bir makama aday değilim. Yıllar önce de aynı hususu kamuoyuyla paylaşmış, hiçbir göreve talip olmayacağımı açıkça dile getirmiştim.
Gazeteciliğin temelinde mesleki etik, bağımsızlık ve toplumsal sorumluluk vardır. Bu ilkeler ya benimsenir ya da göz ardı edilir; tercih kişiseldir. Ancak bizler için mesele nettir: Ya güç odaklarına yakın durursunuz, ya da toplum adına dik bir duruş sergilersiniz. Ben tercihini ikinci yönde kullananlardanım. Dün olduğu gibi bugün de, bu toplumun daha adil ve daha yaşanabilir bir şehir düzenine kavuşması adına elimden gelen gayreti göstermeye devam ediyorum.
Bazı çevreler, eleştirilerimizi kişiselleştirme eğilimindedir. Özellikle İbrahim Çenet ile aramızda bir husumet olduğu yönünde oluşturulmaya çalışılan algı, gerçeği yansıtmamaktadır. Ben siyasetçi değilim; kişisel hesaplar ya da siyasi rekabet alanında bir konumum yok. Ancak kamu adına yapılan uygulamalarda gözle görülür sorunlar varsa, bunu dile getirmek mesleki sorumluluğumuzdur.
Bir şehirde vatandaşların bir kısmı modern ve temiz yollarda yaşamını sürdürürken, diğer bir kısmı her yıl çamurla, altyapı eksiklikleriyle ve günlük hayatı zorlaştıran problemlerle mücadele ediyorsa, burada görmezden gelinemeyecek bir eşitsizlik vardır. Sabah çocuklarını okula gönderen ailelerin, daha gün başlamadan bu tabloyla karşı karşıya kalması kabul edilebilir değildir. Bu manzarayı yazmak, eleştirmek ve çözüm talep etmek gazeteciliğin doğal bir gereğidir.
Bizim durduğumuz yer bellidir: Toplumun sesi olmak. Özellikle imkânları kısıtlı vatandaşların yaşadığı sorunları gündeme taşımak, kişisel değil kamusal bir tutumdur. Çünkü bu meslek, yalnızca haber aktarmak değil, aynı zamanda kamu vicdanına tercüman olmaktır.
Kamu kaynaklarının kullanımı konusunda gösterilen hassasiyet de aynı çerçevede değerlendirilmelidir. Osmaniye’de gerçekleştirilen organizasyonlar ve projeler için telaffuz edilen yüksek bütçeler elbette sorgulanabilir. Şeffaflık, hesap verilebilirlik ve kaynakların etkin kullanımı, modern kamu yönetiminin vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu soruları sormak ne art niyet, ne de muhalefettir; aksine demokratik denetimin temelidir.
Sonuç olarak, eleştiri kişilere değil uygulamalara yöneliktir. Amaç yıpratmak değil, daha iyiyi mümkün kılmaktır. Kamu yararını önceleyen her adımın destekçisi, eksik ya da hatalı görülen her icraatın ise takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Eğer benim sizin sıkıntılarınızı yazmamı istiyorsanız hemen yorum yapın bende eleştirmeyeyim.
Saygılarımla.