Merhaba çok kıymetli okuyucularımız,
Yanlışa yanlış demek, hatayı göstermek ve toplum yararına doğruyu savunmak; basının ve kanaat önderlerinin en temel sorumluluklarından biridir. Biz de tam olarak bunu yapıyoruz. Osmaniye Belediyesi’nin hayata geçirdiği bazı projelerle ilgili olarak, sahadan gelen bilgiler ve vatandaşlarımızın geri bildirimleri doğrultusunda eleştirilerde bulunuyor, daha doğru ve daha faydalı olması adına öneriler sunuyoruz.
Ancak ne yazık ki görünen o ki, Osmaniye Belediye Başkanı Sayın İbrahim Çenet bu eleştirilerin hiçbirine kulak asmıyor. Uyarılarımız, önerilerimiz ve iyi niyetli çağrılarımız karşılık bulmuyor. Başkan, ısrarla kendi bildiğini okumaya devam ediyor.
Oysa doğru tektir. Ve doğru olanı yapmak, kişisel tercihlerden önce memleketin menfaatini gözetmeyi gerektirir.
Bugüne kadar birçok konuda, üslubumuza dikkat ederek Sayın Başkanı uyardık. Ne hakaret ettik ne de polemik peşinde koştuk. Ancak gelinen noktada, yapılan eleştirilerin tamamının görmezden gelindiğini üzülerek görüyoruz. Bu noktada ister istemez şu soruyu sormadan edemiyoruz:
Osmaniye’de herkes mi yanlış düşünüyor, yoksa doğruyu bir tek Başkan mı biliyor?
Örnek mi? En somut örnek: Üstgeçitler.
Defalarca dile getirdik; Osmaniye’de yapılan birçok üstgeçit kullanılmıyor. Vatandaş yürüyerek çıkmak istemiyor, dolayısıyla üstgeçitler amacına hizmet etmiyor. Hastane civarına yapılan üstgeçit için özellikle vurguladık: “Mutlaka yürüyen merdiven olmalı.”
Sebebi çok basit: Yaşlılar, hastalar, çocuklu aileler, engelliler… Bu insanlar için merdiven çıkmak bir eziyet.
Ama ne oldu? Yine dinlenmedik. Yürüyen merdiven yerine, klasik bir üstgeçit yapıldı.
Peki yarın bu insanlar üstgeçidi kullanmayıp yine yolun altından geçerse ve Allah korusun bir can kaybı yaşanırsa, bunun sorumluluğu kime ait olacak?
Bu sorunun cevabını kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz.
Hızlı tren hattı için yapılan üstgeçitlerde de aynı yanlış tekrarlandı. Oysa bugün Türkiye’nin pek çok şehrinde, özellikle yoğun kullanılan bölgelerde yürüyerek çıkılan üstgeçit neredeyse kalmadı. Bu bir lüks değil, bir zorunluluktur.
Üstelik yürüyen merdiven maliyeti, projenin bütçesini alt üst edecek bir kalem de değildir. Buna rağmen ısrarla, kullanılmayacağı baştan belli olan üstgeçitler yapılmaya devam ediliyor. Sonuç ortada: Kimse kullanmıyor.
Bu noktada insanın aklına ister istemez şu geliyor:
Vatandaşın görüşü neden bu kadar önemsiz?
Eleştiri neden düşmanlık gibi algılanıyor?
Unutulmamalıdır ki bu şehir hepimizin. Osmaniye’nin kaynakları sınırsız değil. Yanlış projelerin bedelini bir kişi değil, tüm şehir ödüyor.
İnatla sürdürülen her yanlış, ne yazık ki memlekete kayıp olarak geri dönüyor. Ve bu kayıplar sadece betonla, parayla değil; bazen canla ölçülüyor.
Biz söylemeye devam edeceğiz.
Çünkü doğruyu savunmak, susmaktan her zaman daha değerlidir.