Merhaba çok kıymetli okuyucularımız,
6 Şubat depreminin ardından Osmaniye’de çok sayıda yapı ağır hasar aldı ve büyük bir kısmı yıkılarak “rezerv alanı” ilan edildi. Elbette rezerv alanı ilan edilmesi her zaman vatandaşın lehine görülen bir durum değildir. Ancak şehrin yeniden ayağa kaldırılması, güvenli ve sağlam yapılarla Osmaniye’nin geleceğe hazırlanması için bu kararın bir zorunluluk olduğu da bir gerçektir.
Fakat şehrimizi yeniden inşa etme sürecinde bazı ciddi sorunlar yaşandığını görmezden gelmek mümkün değil.
Osmaniye’ye gönderilen TOKİ müteahhitleriyle ilgili son dönemde esnaflardan çok sayıda şikâyet alıyoruz. Açık konuşmak gerekirse, bu ihaleler kaç kez el değiştirdi, Osmaniye’ye gelen firma kaçıncı müteahhit, bunu tam olarak bilmiyoruz. Ancak bildiğimiz bir gerçek var ki; bazı müteahhit firmalar şehirdeki esnaftan alışveriş yapıyor, hizmet alıyor fakat ödemelerini yapmıyor.
Bu durum, zaten zor şartlarda ayakta kalmaya çalışan birçok Osmaniyeli esnafı ciddi anlamda mağdur ediyor. Hatta bazı işletmeler iflasın eşiğine kadar gelmiş durumda.
Osmaniye’yi seven bir gazeteci olarak insanlar beni arıyor, yaşadıkları mağduriyetleri tek tek anlatıyor. Bu çağrılara duyarsız kalmam elbette mümkün değil. Bir konuyla ilgili haber yaptığımızda ise görüyoruz ki, altına onlarca kişi “bizim de paramız kaldı” diyerek yorum yazıyor.
Peki bu insanlar alacaklarını nasıl tahsil edecek?
Burada önemli bir noktaya dikkat çekmek gerekiyor. Osmaniye’deki esnafların büyük bir bölümü, alışveriş yaptıkları firmalara “TOKİ müteahhiti” oldukları için güveniyor. Çünkü doğal olarak herkes şu düşünceyle hareket ediyor: “Devlet iş yapıyorsa, ödeme de mutlaka yapılır.” Bu güvenle birçok esnaf firmalara veresiye mal veriyor, hizmet sağlıyor.
Ancak ödeme yapılmadığında tüm yük ve mağduriyet esnafın omuzlarında kalıyor.
Bu nedenle TOKİ Başkanlığı’nın “Bu bizi ilgilendirmez” deme lüksü yoktur. Çünkü sahadaki gerçeklik şudur: Esnaf bu firmalara güveni büyük ölçüde TOKİ adı üzerinden duyuyor. Bu yüzden yaşanan mağduriyetlerin çözümü için TOKİ’nin sürece müdahil olması artık bir zorunluluk haline gelmiştir.
Gerekirse firmaların hak edişlerinden kesinti yapılarak mağdur edilen esnafların alacakları ödenmelidir. Bu hem devlet ciddiyetinin gereğidir hem de şehirdeki ticari güven ortamının korunması açısından son derece önemlidir.
Geçtiğimiz günlerde Osmanlı Yemekçilik sahibi bir arkadaşım beni aradı ve yanına gittim. Kendisi, eski cezaevi yerine yapılan TOKİ projesinin müteahhit firması Miryükseller’e yemek hizmeti verdiklerini, ancak uzun süredir ücretlerini alamadıklarını anlattı. Üstelik firma tarafından “ödeme yapılacaktır” şeklinde imzalı anlaşmalar bulunmasına rağmen ödeme yapılmadığını ve konunun mahkemeye taşındığını ifade etti.
Şimdi soruyorum: Bir firma yemek yiyorsa, hizmet alıyorsa bunun bedelini ödemeyi de bilmelidir.
Özetle söylemek gerekirse; Osmaniye’ye gelen bazı TOKİ müteahhitleri, şehirdeki esnafı zor durumda bırakıyor. Bu tablo Osmaniye’ye yakışmıyor. Şehrin yeniden inşa süreci, esnafın mağdur edildiği bir sürece dönüşmemelidir.
Buradan açıkça çağrıda bulunuyoruz:
TOKİ Başkanlığı bu meseleye mutlaka el atmalıdır.
Ayrıca Osmaniyeli siyasetçilere de bir sözümüz var. Seçim zamanı kapısını çaldığınız, oyunu aldığınız esnaflar bugün mağduriyet yaşıyor. Bu insanların yanında olmak, onların hakkını savunmak sizin sorumluluğunuz değil midir?
Osmaniye yeniden ayağa kalkarken, esnafı yere düşürmemeliyiz. Çünkü güçlü bir şehir ancak güçlü esnafla ayakta durur.