Merhaba çok kıymetli okuyucularımız,
Kimse bu yazıdan kendine vazife çıkarmasın. Osmaniye Belediye Başkanı Sayın İbrahim Çenet’in Osmaniye’de ilk tanıdığı gazetecilerden biriyim. Hatta dostluk sınırını aşan, kardeşlik derecesinde bir yakınlığımız da olmuştur. Bu nedenle, haddimi aşmadan ama samimi bir kardeşlik hukuku içinde kendisine bazı tavsiyelerde bulunmayı da doğal görüyorum.
Sayın İbrahim Çenet belediye başkanı olduktan sonra elbette birçok şey değişti. Makamın getirdiği sorumluluklar, yoğunluk ve çevresindeki bazı insanların etkisi ister istemez ilişkileri de farklı bir noktaya taşıdı. Açık konuşmak gerekirse; beni sevmeyen bazı çevrelerin, başkanın kulağına farklı şeyler fısıldadığını da biliyorum. Oysa Sayın İbrahim Bey de çok iyi bilir ki ben doğruluktan ve dürüstlükten şaşmayan bir insanım. Ancak Osmaniye’de bazı kesimlerin hoşuna gitmeyen duruşumuz, aramıza nifak sokulmasına sebep oldu.
Bugün başkanın etrafında gördüğümüz bazı “gazeteci bozuntuları” ise benim kendisini tanıdığım ve haberlerini yaptığım dönemlerde ortalıkta yoktu. Başkanlık makamına geldikten sonra bir anda etrafında beliren bu kişiler, çoğu zaman bir şeyler koparabilmenin hesabıyla hareket ediyor. Oysa şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki; hiç kimse İbrahim Bey’i bizim kadar samimi ve içten sevemez.
Gelelim asıl söylemek istediğime…
Sayın Başkanım, naçizane tavsiyem biraz daha mütevazı bir yaklaşım benimsemenizdir. Çünkü bu şehirde birçok şey ikili ilişkilerle, gönül kazanmakla çözülür. Halk arasında çok güzel bir söz vardır: “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” Bu söz boşuna söylenmemiştir. İnsanlara sıcak yaklaşmak, gönül almak, kapıları daha kolay açar ve size de kazandırır.
Unutulmamalıdır ki o makamlar kalıcı değildir. Dün başkaları vardı, bugün siz varsınız, yarın ise başka bir isim olacaktır. Makamlar gelip geçicidir; geriye kalan ise insanların gönlünde bıraktığınız izdir.
Şunu da özellikle belirtmek isterim: Bu yazıyı okuyan bazıları hemen farklı anlamlar çıkarabilir. “Başkana yaklaşmaya çalışıyor” ya da “yağcılık yapıyor” gibi yorumlar yapılabilir. Ancak beni tanıyan herkes bilir ki bugüne kadar böyle bir yola hiç girmedim, bundan sonra da girmem. Bu yazı sadece belediye başkanı olmadan önce kardeşim olarak gördüğüm İbrahim Bey’e samimi bir tavsiyeden ibarettir.
Elbette dinler ya da dinlemez, takdir kendisinindir. Bizim görevimiz gördüğümüz eksikleri dile getirmek, halkın sesini duyurmaktır. Eğer insanlar bazı hizmetleri alamadığı için feryat ediyorsa, bir gazeteci olarak bunu görmezden gelmem mümkün değildir.
Temennim odur ki Sayın İbrahim Çenet bu sözlerden bir anlam çıkarır, eleştirileri bir düşmanlık değil bir yol gösterme olarak görür ve Osmaniye için en doğru adımları atar. Zira gördüğüm kadarıyla eleştirisi konusunda biraz kendisini geliştirdi ve artık eskisi gibi değil.
Çünkü nihayetinde hepimizin istediği şey aynıdır:
Bu şehrin daha iyi yönetilmesi ve insanların yüzünün gülmesi.
Ve unutmayalım;
Her şey güzellikle olur.