Dr. Fahrettin Şanal

Tarih: 23.02.2026 13:22

İyilere Rahmet, Kötülere Zahmet!

Facebook Twitter Linked-in

Yıllar önce 60’lı yaşlarda bir vatandaşa “Bu genç, dinç görünüşünü neye borçlusun? Biraz yaşlan.” diyenler olmuştu. O da “Hayatla mücadeleye borçluyum.” demişti. Halbuki hayatla hiç mücadele etmese bile çok yüksek standartta bir hayat seviyesine sahipti. Maddi olarak hiç bir sıkıntısı yoktu. Çocuklarının zaten hepsi Fakülte mezunuydular. Kendisi Milletvekili/Bakan emeklisiydi. Ama hayattan hiç kopmamıştı. Ta ki Covid-19 belası gelinceye kadar!

Hayat işte! Kimileri yukarıda bahsettiğim vatandaş gibi ölünceye kadar hayata sımsıkı sarılır, hayattan kopmaz, kimileri de hayatlarını anlamsızlaştırarak mücadeleyi bırakırlar. Boş bir hayat sürerler. Hayatları Cami, çay ocağı, ev arasında geçer. Üç beş kuruş tarladan gelir, üç beş kuruş da emekli parası, daha ne istesinler, değil mi?

Neyse yukarıda bahsettiğim vatandaşla ilgili bir anekdot anlatayım. 1970 li yıllarda o vatandaşın çok yakın bir arkadaşı oğlunu yaşadığı ilçede lise olmasına rağmen İstanbul’da meşhur bir lisede paralı yatılı okula gönderdi. Adam oğlunun en azından uçak mühendisi (!)olacağını hayal ediyordu. Diğer altı çocuğu bir tarafa İstanbul’a okumaya gönderdiği çocuğu bir tarafa idi. Neyse adam, asıl mesleği öğretmenlik olan ilk paragrafta bahsettiğim vatandaştan çocuğunu İstanbul’da ziyaret etmesini

ister. O da çocukla görüşür. Dönüşte çocuğun babasına senin çocuk mühendis olur mu bilemem! Ama kesinlikle “Profesyonel Üçkağıtçı” olur” der. 

Bilin bakalım o çocuk ne oldu? Liseyi orada okuyamadı. Liseyi kendi ilçesinde bitirdi. Üniversite sınavında hiç bir yer kazanamadı. Uçak mühendisi olamadı, ama tam bir kaldırım mühendisi oldu! Esas ne olduğunu söylemeyi unuttum. Gerçekten profesyonel üçkağıtçı, yani mesleği üçkağıtçılık oldu! Anlayacağınız, tam bir hırsız, dolandırıcı oldu! 

Eyvah ben ne yaptım? Saçmalamaya başladım! Halbuki 23 Şubat 2021 yılında Covid-19 nedeniyle ölen Eski bir Milletvekili ve Bakandan bahsedecektim. Kendimce de bir gizem vermeye çalışmıştım. “Bir vatandaş” metaforunu Milletvekili/Bakana ithafen kullandım. Ama bu köşenin müdavimleri ilk paragraftan itibaren eminim kimden bahsettiğimi zaten anlamışlardır.

Gerçekten kendi hayat düzenini sürdürürken etrafına da faydası olan bir kişiyi rahmetle anmak lazımdır. Ölen her tanıdık, hısım,akraba, arkadaş hakkında yazamıyorum. Şöyle düşünüyorum adam yaşarken ne idi ki, öldükten sonra onu yazayım. Aslında iyiler hakkında olduğu kadar kötüler hakkında da yazsam fena olmaz. En azından okuyanlar iyi veya kötü insanlar hakkında yazılanlardan ders çıkarırlar. 

İşte tam burada, uzun yıllar Amerika’da yaşamış bir hocanın anlattığı fıkrayı anlatmanın sırası geldi. “İki arkadaş Tom ve John birbirleriyle konuşuyorlar. Tom “John sen öldükten sonra mezarında otlar bitecek. O otları inek yiyecek. Sonra inek (afedersiniz) pisleyecek. Ben inek pisliğine bakacağım. John, ne kadar değişmişsin diyeceğim.”

Bu sefer John sözü alır. O da aynı şeyleri Tom için söyler. Ot biter, inek yer, inek pisler. Ben pisliğe bakar ve derim ki “Tom hiç değişmemişsin!”

Yani demem o ki, hayattayken iyilikle yaşayın size öldükten sonra Allah rahmet eylesin, desinler. İyilikle yaşayanlara Allah Rahmet eylesin. İyilikle yaşamayanlara da Allah Zahmet eylesin denilir mi bilemedim! 

 

Not: 23.02. 2021 tarihinde ölen amcam Ahmet Şanal’ı ölüm yıldönümünde Rahmetle anıyorum. Ruhu şad olsun.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —