Merhaba çok kıymetli okuyucularımız,
Bu satırlardan, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı, Osmaniye Milletvekili ve hemşehrimiz Devlet Bahçeli’ye seslenmek istiyorum.
Sayın Bahçeli, toplum nezdindeki yerinizi ve kıymetinizi ifade edebilmek gerçekten zor. Size duyulan sevgi ve saygının ölçüsünü belirleyebilecek bir kıstas henüz icat edilmedi desek, abartmış olmayız. Osmaniye’nin bir evladı olarak, şahsınıza duyulan hürmetin altını özellikle çizmek isterim.
Osmaniye Belediye Başkanlığı görevine İbrahim Çenet’in layık görülmesi elbette ki takdir ve saygıyla karşılanmıştır. Ancak görev süreci içerisinde hayata geçirilen bazı uygulamalar, kamuoyunda ciddi tartışmalara ve tepkilere neden olmaktadır.
Özellikle yarım maraton organizasyonu için yapılan harcamalar, ardından sahne programı kapsamında Demet Akalın’ın davet edilmesi ve buna benzer etkinliklere ayrılan bütçeler, vatandaşın önemli bir kesiminde soru işaretleri doğurmuştur. Belediyecilik anlayışında sosyal ve kültürel faaliyetler elbette yer bulabilir; ancak kaynakların öncelik sırasına göre kullanılması gerektiği de unutulmamalıdır.
Bununla birlikte Osmaniye’de daha önce benzeri görülmemiş biçimde esnafa yönelik dükkân giydirme ve levha düzenleme çalışmaları da dikkat çekmektedir. Şehrin öncelikli ihtiyaçları ve kronikleşmiş sorunları ortadayken, bu tür harcamaların kamu vicdanında nasıl karşılık bulduğu mutlaka değerlendirilmelidir.
En temel hassasiyet ise belediye kaynaklarının kullanımına ilişkindir. Kamu bütçesi, toplumun ortak emanetidir. “Tüyü bitmemiş yetimin hakkı” olarak ifade edilen bu sorumluluk, sadece hukuki değil aynı zamanda ahlaki bir yükümlülüktür. Yapılan uyarılara rağmen eleştirilerin dikkate alınmadığı yönündeki kanaat, vatandaş ile yerel yönetim arasındaki güven ilişkisini zedelemektedir.
Sayın Bahçeli,
Osmaniye’nin altyapıdan sosyal yaşama, istihdamdan şehircilik vizyonuna kadar çözüm bekleyen pek çok meselesi bulunmaktadır. Belediye gelirlerinin artması elbette olumlu bir gelişmedir; ancak bu artışın, şehrin öncelikli ihtiyaçlarına yönlendirilmesi gerektiği açıktır. Kaynak bolluğu, harcama disiplini gerekliliğini ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle beklenti; sağduyunun, ölçülülüğün ve kamu yararı ilkesinin daha güçlü biçimde gözetilmesidir. Osmaniye halkı, şehrin geleceğini ilgilendiren konularda daha şeffaf, daha katılımcı ve daha dengeli bir yönetim anlayışı görmek istemektedir.
Kamuoyunda oluşan rahatsızlıkların giderilmesi, şehrin huzuru ve kurumsal güvenin tesisi adına son derece önemlidir. Bu noktada, hemşehrilik hukukuna ve siyasi sorumluluk bilincine duyulan inançla, konunun hassasiyetle ele alınacağına dair beklentimizi ifade etmek isteriz.