Başlığın yapısını biraz değiştirsem nasıl olur? Sebep siz sebep? Yani bir anlamda “sebeb sizsiniz siz”, anlamı çıkar mı acaba? Yani bir şeyler söyleyeceğim, ama sebebi sizsizniz. Siz veya sen olmasan ben böyle derde düşmezdim. İnsanda dert var ise söylenmesi de gayet normaldir. Hani güzel bir deyiş vardır. Neydi o söz “Dert söyletir, aşk ağlatır.” Bu durumda eğer bir kimse aşka düşmüş ise, bir yerde derde de düşmüşütr. Öyleyse o kişi hem ağlar hem de söyler. “Sebepsiz sebep?” adlı şiir kitabının müellifi yani şairi acaba kitaptaki şiirleri yazarken sizce hem ağlayıp hem de söylemiş midir?
Bir ay kadar önce taa 1981 yılından beri tanıdığım emekli bir meslektaşım Adana’dan Konya’ya gelmiş. Gelince benimle de görüşmek istedi. Başka bir sınıf (Konyalı) arkadaşı ile birlikte bir kafede buluştuk. Ortak noktamız üçümüzde Emekli İngilizce öğretmenleriyiz. Bu arada bu iki sınıf arkadaşı birbirlerine “rafık” diye hitap ediyorlardı. Bunlar 1981 yılından beri “rafık” yani günümüz gençlerinin tabiriyle “kanka” imişler! Düşünün üç meslektaş bir araya gelince, çok eskilerden başlayan hatıralara gidilmez mi? Hatıralar dediysem de aramızda yaş farkı olunca genelde diğer iki arkadaş biraz hocalarından bahsettiler. İlginçtir o yıllarda gerçek dostluklar edindiklerini, arkadaşlıklar kurduklarını anlattılar. Sınıf arkadaşları, dönem arkadaşları grup oluşturmuşlar, hâlâ görüşüyorlar. Hatta zaman zaman katılabilen arkadaşlarıyla bir araya geliyorlar.
Yukarıda bahsettiğim Adanalı (Kâmil) ve Konyalı (İbrahim) iki arkadaşın da bir ortak ilgi alanları varmış! Tahmin edin bu iki arkadaşın nasıl bir ortak yönü olabilir? Sizce? İkisi de bölümün en çalışkan öğrencileriymiş! İkisi de arkadaşları arasında en sosyal olanlarmış! Neyse uzatmayayım. İkisinin de ortak noktası şair ruhlu olmaları. Yani ikisinin de şiirleri ve şiir kitapları var. Yani eserleri var.
Bu yazıda sadece “Sebepsiz sebep?” Kitabının yazarı, Öğretmen, Şair Kâmil Özdil’den bahsedeceğim. Zaten Kâmil ismi bana Konya’nın Hadim ilçesine adını vermis olan Hadimi hazretlerinin bir sözünü hatırlattı.
Ebu Said Hadimi ne diyor?
“Kâmil odur ki koya dünyada bir eser,
Eseri olmayanın yerinde yeller eser. ”
Eserden kasıt illâki bir yapı, bina, vesaire değil tabii ki ilmi veya edebi eserler de olabilir. Bu yazının konusu olan şairin kitabı edebi, güzel bir eser olmuş. Kitabı su gibi hemen okudum. 1980 li yıllarda yazdığı maniler, şiirler hiç de gençlik heyacanı ile yazılmış şiirlere benzemiyor. Ta 1980’li yıllardan tanıdığımı yukarıda söylemiştim. Üniversite öğrencisi olduğu o yıllarda, Kâmil davranışlarıyla daha kâmil/olgun birisi olduğunu gösteriyordu. Yaşı daha büyük olmadığı halde neden ağırbaşlı bir davranış içindeydi ? Dertli mi desem, yok düşünceli bir hali vardı. Belki de bu yüzden ağırbaşlı görünüyordu. Başka bahaneler aramaya gerek yok. Halbuki adam şair ruhluymuş! Mesele bundan ibarettir.
İlginçtir ben de yoğun İngilizce çalışıyorsam o kadar yoğunlukta da Türkçeye yönelirim. İngilizce kitaplar, romanlar okuyorsam mutlaka Türkçe kitaplar, romanlar da okurum. Demek ki Kâmil de İngilizce Öğretmenliği bölümünde okurken Türkçe şiirler yazarmış. Yazmak için ilk basamak düşünmek olduğuna göre arkadaşları Kâmil’i hep birinci basamakta görürmüş! Nasıl görmesinler ki?
Kitabından iki alıntı;
“ Sebepsiz sebep?
1981-1987
Üç değil, beş değil, tam altı sene,
Seviyor diyerek avunup durdum.
“Unut beni” diyerekten gitti de,
Sebepsiz sebebi, kendime sordum.”
1987, Kadirli
Bu dörtlüğü yazmış ama hemen akabinde aşağıdaki beyiti yazmış;
“Eskidenmiş;
Bir zamanlar ufacık delikanlı çocuktum,
Şimdi büyüdüm artık, seni çoktan unuttum.
1987, Kadirli
Devamını kitaptan okursunuz. Değerli meslektaşımı, diğer meslektaşlara örnek olan bu eserinden dolayı kutluyorum. Kutlamak yetmez, yeni çalışmalarında da başarılar diliyorum.