Bahri Çolpan

Tarih: 25.02.2026 16:33

Sen Okullarda Neyin Eğitimini Aldın?

Facebook Twitter Linked-in

Merhaba çok kıymetli okuyucularımız,

 

Son dönemde kamuoyunda öyle bir üslup hâkim olmaya başladı ki, insan ister istemez şu soruyu sormadan edemiyor: Eğitim dediğimiz şey gerçekten neyi kapsar? Diploma mı, yoksa karakter mi?

 

Kimi zaman eğitim hayatım üzerinden imalarda bulunulduğunu, hatta bunun bir alay konusu yapılmaya çalışıldığını görüyoruz. Oysa bana öğretilenler yalnızca derslerden ibaret değildi. Hocalarım; insana nasıl davranılması gerektiğini, saygının bir erdem olduğunu ve herkesin hukukuna riayet etmenin temel bir sorumluluk taşıdığını öğretti. Hayatta en kıymetli kazanımın yalnızca bilgi değil, terbiye olduğunu belleğimize nakşettiler.

 

Bugün dönüp baktığımızda şu soruyu sormak kaçınılmaz hâle geliyor: Akademik eğitim, insana yalnızca meslek mi kazandırır, yoksa duruş da inşa eder mi? Kamu sorumluluğu taşıyan isimlerin kullandığı dil, sergilediği tavır ve eleştiriye yaklaşımı bu açıdan son derece belirleyicidir. Kırıcı ifadeler, ithamlar ve gerilim yüklü söylemler, eğitim kavramıyla ne ölçüde bağdaşır, bunu kamuoyunun takdirine bırakmak gerekir.

 

Unutulmamalıdır ki makamlar, kişilere güç değil; sorumluluk yükler. Bulunulan konum, toplumun tamamına örnek olmayı gerektirir. Söylenen her söz, sergilenen her tavır yalnızca şahsı değil, temsil edilen kurumu da bağlar. Bu nedenle kamusal dil, bireysel tartışmaların ötesinde bir hassasiyet gerektirir.

 

Ne var ki vites yükseldikçe hız kontrolünün kaybolduğuna tanıklık ediyoruz. Eleştiri ile hakaret, fikir ayrılığı ile düşmanlık birbirine karışıyor. Oysa herkesle kavga ederek, her farklı sesi karşı cepheye yerleştirerek sürdürülebilir bir yönetim anlayışı inşa edilemez. Toplumsal barış; sağduyu, diyalog ve karşılıklı anlayış zemininde güçlenir.

 

Daha da düşündürücü olan ise toplumda oluşan sessizliktir. İnsanlar fikirlerini açıkça ifade etmekten çekiniyor, eleştiri yaparken tereddüt yaşıyor. Sağlıklı bir şehir kültürünün temelinde özgürce konuşabilen bireylerin varlığı yatar. Korku veya baskı algısının hâkim olduğu bir ortamda ortak akıldan söz etmek güçleşir.

 

Şehrin gerçek gündemi polemikler olmamalıdır. Vatandaşın beklentisi nettir: Düzgün yollar, işleyen hizmetler, kalıcı eserler. Söylemler elbette değerlidir; ancak asıl ölçü, ortaya konan icraattır.

 

Öte yandan, tarafıma yönelik ithamların ve iddiaların tekrarlandığını üzülerek görüyorum. Daha önce hatırlı kişilerin araya girmesiyle sükûnetimizi koruduk. Ancak aynı dilin ve üslubun sürdürülmesi, meseleyi kişisel bir polemik olmaktan çıkarıp kamusal bir sorumluluk alanına taşımaktadır. Bu çerçevede, hemşehrimiz Sayın Dr. Devlet Bahçeli ile görüşme niyetimizin de kamuoyunca bilinmesini isterim.

 

Ayrıca altını çizmek gerekir ki farklı düşünceler, demokratik toplumların zenginliğidir. Kimsenin eleştiriden muaf olmadığı gibi, hiç kimse de eleştiri nedeniyle hedef hâline getirilmemelidir.

 

Bizim önceliğimiz dün olduğu gibi bugün de aynıdır: Haksızlığa karşı durmak, kamu vicdanını gözetmek ve tüyü bitmemiş yetimlerin hakkını savunmak. Çünkü mesele kişiler değil, anlayış meselesidir. Üslup ise bu anlayışın en görünür aynasıdır.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —